Said Nursi Kur'an cahili olmasına karşın fikirlerini topluma kabul ettirmiş olduğu için önemli bir şahsiyettir.
Mektubat- 19. Mektup, Mücizât-ı Ahmediyesinde bakın ne Diyor:
"Büyük bir imam olan ibni Veheb haber veriyor ki :
Gazvei Bedirin on dört şehidinden birisi olan Muavviz ibni Afra, Ebu Cehil ile döğüşürken,
Ebu Cehl-i lain, o kahramanın bir elini kesmiş, o da öteki eliyle elini tutup,
Resul'ü Ekrem (a.s.m )ın yanına gelmiş, Resul'ü Ekrem (a.s.m) onun elini yerine yapıştırdı.
Tüküruğünü ona sürdü.
Birden şifa buldu, yine harbe gitti, şehit oluncaya kadar harb etti"
(Sayfa- 140 )
Allah Resulü'nün bu şekilde bir mucizesi olsaydı mutlaka Kur'an'da geçerdi.
Çünkü yüce Allah, Kur'anda isa (a.s) ın daha basit mucizelerini dahi haber vermektedir.
(Al-i imran- 49 ; Maide- 110) Kur'anın basiret ve hidayetiyle bizi din adına uydurulan hurafelerden kurtaran Allah'a sonsuz şükürler olsun.
Risâle-i Nur talebeleri içinde bu kadar eğitimli, kendince entelektüel, ilim adamı mevcutken en az beş on kişinin çıkıp Risâle-i Nur Külliyatında Kur'an, ilim, hikmet, akıl ve tefekküre aykırı hurafelerin var olduğunu neden itiraf etmiyorlar?
Bütün bu hurafelere rağmen birileri hala ne zaman konuşmaya başlasa "Piri mugan, Hz. Pir, Hz. Pir deyip duruyor.
Tarikat ve Cemaatlerde adınızın önüne
"Gavs, Bediuzzaman, Kutup, Mevlana, Efendi Hazretleri, Mürşidi Kamil,
Şeyh Kuddise Sirruhu gibi saçmasapan lakaplar gelebilmesi için inanç ve fikirlerinizin mutlaka Kur'an, ilim, hikmet, akıl ve tefekküre aykırı olması gerekir.
Bakın Said Nursi Mektubat- 19.Mektup, Mücizât-ı Ahmediye adlı eserinde ne yazmış:
"Başta imam-ı Beyhaki, Ehl-i Hadis haber veriyorlar ki, imam-ı Ali gayet hasta idi.
izdırabından, kendi kendine dua edip inliyordu.
Resül'ü Ekrem (a.s.m) geldi.
Dedi : "Allah'ım ona şifa ver "ve ayağıyla Hz.Ali'ye dokundu "Kalk" dedi.
Birden şifa buldu.
imamı Ali der ki: "ondan sonra o hastalığı hiç görmedim"
(Sayfa- 141)
imamı Bagavi, tahrici ve tashihi ile haber veriyorlar ki :
Aliyyibni-l Hakemin Gazve-i Hendek'te kuffarın darbesiyle ayağı kırıldı.
Resül'ü Ekrem ( a.s.m ) meshetti, dakikasında öyle şifa buldu ki, atından inmedi"
(Sayfa- 141 )
"ibni Ebi Şeybe (muhakkiki kamil ve muhaddisi meşhur) haber veriyor ki: Bir kadın, bir çocuğu Resul'ü Ekrem ( a.s.m) ın yanına getirdi.
O çocukta bir bela vardı, konuşmuyordu, aptal idi, Resul'ü Ekrem (a.s.m ) bir su ile mazmaza ( ağzını çalkaladı) etti, elini yıkadı, o suyu kadına verdi.
"Çocuğa içirsin" ferman etti.
Çocuk o suyu içtikten sonra, hastalığından ve belasından bir şey kalmadı.
Öyle bir akıl ve kemal sahibi oldu ki, ukala-i nasın(en akıllı insanların) fevkine çıktı.
(Sayfa- 141)
Naklı sahih ile, Hz. ibni Abbas demiş ki :
Resul'ü Ekrem ( a.s.m ) a mecnun bir çocuk getirildi, mübarek elini onun göğsüne koydu :
Birden çocuk istifra etti, içinden küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı, çocuk şifa buldu, gitti"
(Sayfa-142)
Bir kere Çocuğun iyi olabilmesi için içinden değil, kafasından bir şey çıkması gerekirdi.
Hiç olmazsa uydurup yazarken bunu düşünselerdi.
Said Nursi bu hurafeleri eserine almakla nasıl batıl bir inanç ve yanlış uygulamalara kapı araladığının farkında mıydı acaba?
Cevap belli de, umarım birileri de fark eder bu düzeysizliği.