ismet Paşa Lozan'a ait hatıralarını naklederken, o günlerin havasını şöyle aksettirir:
"Güçlüğü hatırlamak için size söylüyorum. Orada bir akşam, ingiliz Murahhası Lord Kürzon, yanında Amerika Murahhası varken bana şöyle dedi:
- Aylardan beri Müzakere ediyoruz. Arzu ettiklerimizin hiç birini alamıyoruz. Vermiyorsunuz. Anlayış göstermiyorsunuz. Memnun değiliz sizden. Ama, ne reddederseniz, cebimize atıyoruz. Cebimize saklıyoruz.
Memleketiniz haraptır. Yarın geleceksiniz. Bunları tamir etmek için, kalkınmak için yardım isteyeceksiniz. O zaman, bu cebime koyduklarımdan herbirini birer birer çıkarıp size vereceğim...
- Çok emekle bu neticeye varmışızdır. Şartlarımız, milletimize göre haklıdır. Bunları behemehal alacağız. Biz bunları alalım. Siz şimdi verin. Sonra gelirsek, istediğinizi yapın..."
Lozan antlaşmasının imzasından sonra ingiltere'de New Conventional gazetesinde şu satırlar yazacaktır:
"Gerçekten Türkiye, teorik bakımdan bağımsız bir ülke oldu. Lakin bu, ticaret ve sanatta kabiliyetsiz ve sermayeden yoksun ahaliyi bilenlerce malumdur ki, bu bağımsızlığın ömrü pek kısa olacak ve eski durumu bir başkası üzerine alacaktır."