enver paşa

entry955 galeri ses1
    803.
  1. Bizim için Dünya Savaşı diğer ülkelere göre çok daha erken başlamıştır. Balkan Savaşları ile Dunya Savaşı arasındaki dönemde yaşanan gayri nizami harp unsurlarını da bu savaşın öncülü olarak ele alınması gerekir. Dolayısıyla ittihat ve Terakki bunun bilinciyle hareket etmiş ve ordunun modernizasyonu, güçlendirilmesi, gençleştirilmesi; Ermenilerin kontrol altına alınmaya çalışılması; çeşitli güç ve ülkelerle ittifak çalışması gibi çalışmalar yapılmıştır. Hatta diyebiliriz ki, Bab-i ali baskını da, sadece Edirne'nin düşmana terkini engellemek için değil, aynı zamanda çıkacak olan Dünya Savaşı'na hazırlık yapmak için gerçekleştirilmişti. Türkiye'yi Dünya Savaşı çıktığında ittihat ve Terakki değil de, Hürriyet ve itilaf yönetseydi, savaşa girer miydik, girsek bile kaç gün (ay bile değil) dayanabilirdik, bugünkü durumumuz ne olurdu? Dolayısıyla Türkiye'nin savaşa girişini hâlâ Yavuz ve Midilli'nin Karadeniz Harekâtı'na bağlamak, anlamsızlığın ötesinde ciddi bir bilgisizlik ve öngörüsüzlüktür...

    Bizi bağlayan şey, başkalarının çıkardığı engeller değil, bizim kararsızlığımızdır. Osmanlı'nın son 120 yıl boyunca yapamadıklarını, Avrupalılar izin vermez denilenleri, Enver Paşa ve ittihatçılar, 1.5 yılda yapmıştır. Ordu modernize edilmiş, kapitülasyonlar kaldırılmış, fabrikalar açılmıştır. Yani karar verip uygulama aşamasına geçince görülür ki, korkuların çoğu yersiz korkularımı ve var olduğu sanılan engeller, hayaletlerden ibaretmiş...

    Tabii Zamanında hem Enver Paşa'ya, hem Turancılığa vurmak isteyenler Sarıkamış'ın Turancılık için yapıldığını yaydılar. Bizim Turancılarımız da bilmeden, anlamadan, "Ulan Sarıkamış nere, Turan nere? Türkistan'a Sarıkamış'tan mı gidilir" diye sormadılar, inandılar. Böyle olunca da, bir türlü Enver Paşa'nın stratejik zekasını kavrayamadılar.

    Benim için Enver Paşa hâlâ, Türk askerinin, milletinin ve yurdunun şerefini korumak için, Osmanlı'yı sömürge, kendisini de sömürge vâlisi sanan Rusya'nın Manastır konsolosu Rostkovski'yı öldüren jandarma eri Halim ile olayla ilgisi olmayan arkadaşı Abbas'ın idamına "iki asker için Rusya'yı karşıma alamam" diyerek izin veren Sultan 2. Abdûlhâmid'e ve bütün mahkeme hey'etine karşı, bu iki eri kurtarmak için mücadele eden 22 yaşındaki Enver'dir. 22 yaşında iki gariban Türk askerini kurtarmak için mücadele etti; 27 yaşında memleketin kurtarılması için "hükümetin bütün kuvvetlerine karşı alenen ve silahlı olarak ilân-ı isyân ediyorum" diyerek ihtilâl başlattı ve meşrutiyeti ilan ettirdi. 30 yaşında Trablusgarb'da, aralarında Mustafa Kemal'in de olduğu subaylarla beraber destân yazdılar. 32 yaşında Edirne'yi kurtardı. 33 yaşında, henüz iki yıl evvel Balkan faciasını yaşayıp 40 günde dağılan orduyu, iki yılda dünyanın en güçlü ordularından biri haline getirdi ve on cephede dört yıl boyunca dünya devlerine karşı savaş yürütebildi. 37 yaşında öz kardeşini ateşin içine, Kafkasya'ya gönderdi ve Kafkas Türklüğünü zulümden kurtardı. Aynı yıl memleketi terk etmek zorunda kaldı. 40 yaşında istiklâl Savaşı'nda Yunan'a yenilme ihtimaline karşı vatanın B planı olarak Batum'a geldi. Gerek kalmayınca Türkistan'a açıldı ve 41 yaşında Rus mitralyözüne karşı atıyla saldırırken, elinde kılıcıyla şehit düştü... iyi ki, vardın, var ol. Sen, benim için hep, Manastır'da Halim ve Abbas'ın sığındığı liman olan 22 yaşındaki Enver'sin...
    7 ...