Hayata dair,ölüme dair,gerçeklere dair bir dizi. her bölümü insana ayrı koyan,ağlatan,iç burkan,herhangi bir sahnesini düşündüğünde bile ağlamaktan,gözlerinin dolmasından kendini alamadığın bir dizidir. gerçeklerin bukadar acı olduğunu süper bir şekilde işleyen dizidir. 'herkes,herşey bir gün bitecektir' bunu herkes bilir yada öle sanar ama bu diziyi izlemeden bunun gerçek anlamını bilemessiniz.gerçek bir başyapıttır. efsanedir.
Dizinin içinden birkaç örnek vericek olursak,en akılda kalan sahnelerden birkaçı söledir;
-nathaniel Fisher daha dizinin ilk bölümünde öldüğünde,bölümün sonlarına doğru nate koşarken babasını görür ölümüne sebep olan otobüse binerken ve durur o arada mükemmel bir müzikle birlikte çevresindeki insanlara bakar ve hepsinin bir gün öleceğini düsünür daha ilk bölümden bu sahneyle bizi karsılayan dizi kaç gün uykusuz kalmama neden olmustu..
-Dizi baba'nın ölümüyle baslar,oğlunun ölümüyle biter.
-nate in öldüğü sahne ise insana bir baska koyar.dersin aha kurtuldu ölmedi dersin ama o sırada David in ruyası gelir ekranlara.önce eylenirler klasikleşmiş takım elbiseleri yoktur üzerlerinde ama araba durur nate iner ve okyanusun sularına atar kendini o sırada babası ve david de takım elbise vardır ve nate dalgalar arasında yavasca kaybolur.hastane odasında uyandığında ise david,nate ölmüstür..