kürdistan terimi ilk kez, son büyük selçuklu sultanı sancar beyin (ö. 1157) merkezi bugünkü iranın hemedan kentine yakın bahar kenti olan kürdistan eyaletinde kullanılmıştı. kürdistan adı, coğrafi bir terim olarak, kanuni sultan süleyman 1525 ve 1553 tarihli fermanlarında da vardı. i. ahmet 1604 tarihli fermanında umum kürdistan terimini kullanmıştı. 17. yüzyıl yazarı evliya çelebi ünlü seyahatnamesinde ayrıntılarıyla kürdistan bölgesini ve şehirlerini anlatmıştı. sadrazam mustafa reşit paşa 1847 yılında yönetim birimi olan kürdistan eyaletini kurdu. 13 aralık 1847 tarihli takvim-i vekayide yayınlanan düzenlemedeki eyaletin merkezi ahlattı ve diyarbakır, muş, van, hakkâri, cizre, botan ve mardini kapsıyordu. merkez sonra sırasıyla vana, muşa ve diyarbakıra taşındı. 1856da bu eyaletin sınırları yeniden düzenlendi, 1864te ise diyarbakır ve van vilayetlerine bölünerek son buldu. dahiliye nazırı mehmed ali beyin hariciye nazırı ferid paşaya gönderdiği 13-14 nisan 1335/1919 tarihli tezkirede bakılırsa bu tarihte de kürdistan, ermenistan, kürt gibi terimler hiçbir komplekse kapılmadan kullanılıyordu. milli mücadelenin başlarında, mustafa kemalin, kürt aşiret reislerine çektiği telgraflarda, sovyet rusya dışişleri komiseri çiçerine yazdığı mektuplarda, bazı meclis konuşmalarında kürdistan dediğini, birinci meclisin doğudan gelen üyelerine kürdistan milletvekili dendiğini biliyoruz. ama 1923ten itibaren belgelerde bölgeden vilayat-ı şarkıya veya şarkî anadolu olarak söz edilmeye başladı. 1930larda şark, 1950lerde doğu ve güneydoğu anadolu, 1960larda kalkınmada öncelikli yöreler, 1984ten 2002ye kadar ohal bölgesi dendi. bugün ise belirgin bir adı yok ama kürdistan adını telaffuz etmek adeta tabu haline geldi. öyle ki, irakta resmi adı kürdistan bölge yönetimi olan idari yapı için bile kuzey iraktaki oluşum gibi garip bir terminoloji kullanılıyor. irandaki kürdistan bölgesinden ise çok az kimsenin haberi var.
osmanlı devletinde, 1839da tanzimat ilanından sonra yaşanan ilk ciddi kürt ayaklanması cizredeki son botan emiri bedirhan beyin 1847deki ayaklanmasıydı ama bu bırakın milliyetçiliği, kürtlük bilinciyle bile değil, merkezî devlete karşı yetke alanını genişletmek için yapılmış bir başkaldırıydı. yıllarca merkezle işbirliği içinde yöredeki kürt aşiretlerine hükmeden bedirhan bey, bir süre sonra gücünün büyüsüne kapılmış, önce devletin hıristiyan tebaasından nasturilere saldırmış, arkasından van bölgesinde tanzimat reformlarına karşı çıkan kürt aşiretlerine arka çıkmıştı. merkezî devlet de, mısır valisi kavalalı mehmet paşa tehlikesini savuşturduktan sonra bedirhan beye haddini bildirmeye karar vermişti. 1847de başlayan çatışmalar, sekiz aylık bir mücadeleden sonra merkezin galibiyeti ile sonuçlandı. bedirhan bey önce istanbula sonra yabancı ülkelerin ricasıyla girite sürgüne gönderildi. orada müslüman ve hıristiyanlar arasında arabuluculuk yapması üzerine devlet tarafından affedildi ve paşa unvanıyla ödüllendirildi."