Vergi kaçakçılığı, en hafif tabir ile basında yapılan haber açıklamalara göre şimdilik görünen durum bu.
Parayı veren, alan, aracı olan arasında organize suç eylemi gibi görünüyor.
Üstelik bu suçu kişilerin-kurumların kamu üzerinden, yetki ve makam kullanarak yapılması...
Söz konusu olay Türk idare hukuku açısından ele alınıp gerekli incelemeler yapılmalıdır.
Bu duruma neden olan veya karışan, dâhili olan kişiler yönetmelik emir talimat ekseninde davrandım da diyemez.
Bu vb durumlarda tüzel kişiler (şirketler, vakıflar, dernekler vs.) aleyhine tehdit suçunun işlenmesi mümkün değildir.
Kısacası: özel veya tüzel kişiler suç unsuru olan bir uygulama ve kararı makam mevki kazanım istikbal can ve mal kaygısı ile yaptığını yapmak zorunda olduğunu da hafifletici sebep, gerekçe, masumiyet olarak sunamaz.
Çünkü tehdit suçu ile kişilerin manevi dünyası korunmaktadır. Örneğin, “B şirketini yok edeceğim “ şeklindeki bir beyan B şirketi açısından tehdit suçunu oluşturamaz, koşulları varsa ortakları veya çalışanları aleyhine tehdit olarak kabul edilebilir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesi kamu zararını “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata Aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu Kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” olarak tanımlamaktadır.
Bu kapsamda, kamu zararı kavramı kamu görevleri tarafından verilen tüm zararları değil, idari faaliyetleri çerçevesinde kusurları ile verdikleri zararları kapsamaktadır.
Benzer bir tanıma 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesine dayanılarak çıkarılan Kamu Zararlarının Tahsiline ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında yönetmeliğinde “Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıyla doğan zarar” ifadesiyle rastlanmaktadır.
Kamu zararının tahsiline uygun usül ve esaslar, dava konusu vb konular (vergi kaçırmak ile vergi vermekten kaçınmak aynı anlam manada suçu ikrar olarak da görülebilir) ileride bu açıklamaları yapanların önüne delil olarak konulabilir.
ileride olursa (sanırım zaman aşımı bu tip davalarda 10 yıl olmalıdır) bu konu yargı ile açıklığa kavuşur.
Umarım gerekli soruşturma izini verilir ve kişi kurumlar gereksiz yere suçlanmaz.
Bir hata kusur maddi çıkar vb gibi durumlar (basında yapılan açıklama ve iddialar doğrultusunda) sorumsuz insanlar cezalandırılır.
Eğer iddialar doğru değilse kurumlar kişiler toplum nezdinde aklanır.
Çünkü; ortaya çıkan görüntü hiç hoş değil.