Kafiristan ülkesinde bir inanışa göre gece ile gündüz yaratıldıkları zaman birbirine aşık olmuş. Bu aşkı gören tanrı tebessüm etmiş ama sağ kolu olan azazil, (iblis) tanrı'nın aksine nefretle duruma bakmış. Ne yapıp ne edip bunları ayırıp, birbirlerine bakmasını engellemek olmuş.
Tanrı'nın göksel planına göre, gece ve gündüz birbirine sarmal olacak şekilde, iki renkli ve havalı gökkuşağı şeklinde imiş. Fakat bu taslak azazil'i içten içe öfkelendiriyor, içi içini yiyiyormuş.
Sağ kol olarak tanrı'ya biribirini (gece ile gündüz) uçtan uça bezemenin daha estetik duracağını, geceye eşlik edecek olan yıldızların ve ay'ın geceyi ışıldatacağını, güneşin ise gündüzle apayrı bir güzellik katacağını söylemiş. Tanrı bu fikre sıcak bakmakla kalmamış, bunu okunmuş bir şiir gibi hissederek, yedinci günün sabahına heyecanlanmış.
Azazil'in bu fikri, onu 'tanrı'ya ilk ve tek şiir okuyan' yapmış. Gece ile gündüz ayrı düşmüş. Gün doğumu ve gün batımı'nın kavruk kırmızısı onların gözyaşı hareleri oluvermiş.
Azazil, kovulduktan sonra şeytan olarak anılmaya başladı ya şiir bir anda kendini düzyazıya bırakmış. Tanrı işittiği ilk ve tek şiire farklı anlamlar ve yüklemler bindirmiş.
Gündüz çatık kaşlılığı, hoyratlığı, meşakat ve dikenli tarafı hep bu bindirmeden. Öte yandan gecenin hüznü, acıların gece azması, buhran ve keder de gecenin istihkakı olmuş.
şeytan boş durmayıp geceye cinayetleri ve kirli işleri serpti. Gündüz'e geçim sıkıntısı ve yorgunluk verdi. Tanrı da boş duranlardan değildi. Gündüze esenlik geceye sükunet verdi. Gündüzün üzerine güneşten, gecenin üzerine ay ve yıldız motifli örtüler çekti.
Kafiristan'da her gün doğumu ve batımı gece ile gündüz kavruk kırmızısı portakal çiçeklerini andıran gözyaşları döker.