"ahmet hamdi başar'ın kitabı dolayısıyla 27 mayıs üzerine düşünceler" adında bir makalesi var.
biraz şımarıkça ve kendimi övüyormuş gibi olacak ama bir noktaya değinmem gerekiyor. ahmet hamdi başar diye bir türkiye entelektüeli var ki mümaileyh bu toprakların gördüğü en sıradışı entelektüellerden biridir nazarımda. kendisini tamamen kendi kendime, arkeolojik çalışmalarımla keşfettim. ve bununla da epey iftihar ettim. zira ahmet hamdi'yi türkiye'de tanıyan pek az kişi olduğundan eminim. zaten murat belge de yazdığı yukarıda adı geçen makalede ahmet hamdi'nin yeterince tanınmadığını söyleyerek söze başlamış. bu noktada murat belge ile farklı zamanlarda ve mekanlarda aynı nefesi üfleyebildiğimize sevindim. yani murat belge adına sevindim. ehe. neyse devam edeyim.
başar'ın çoğu zaman içinde yaşadığı zamanın ötesinde bir figür ile karşılaşıyoruz. türkiye'nin uzun 1950'li yıllarında -hatta 1930'lardan beri belki de- siyasi tartışmaların hemen her büyük başlığınun öncülü, atası sayılabilecek kadar iyi koku alabilen kesin bir gözlemci. bu düşüncemi murat belge olayı bir adım daha ileri götürmüş. ahmet hamdi için ilk atütçülerimizden biridir, demiş. bunu not ettikten sonra belge'den bir alıntı ile devam edelim.
"burada ahmet hamdi'nin kitabında anlattığı şeylerin yanısıra, coğu kitapta hiç de ilginç olmayan birinci sayfa, yani yayıncının, yayınlanma tarihinin yazıldığı sayfa çok önemlidir. tamamladığı kitaba yazdığı ilk önsözü 27 mayıs 1960'dan birkaç gün önce bitirmiş, ama bazı nedenlerle kitabın yayınlanmasının biraz ertelenmiştir. kitap aynı yılın haziran ayında, arada geçen mutlu olaya ahmet hamdi'nin şükranını dile getiren ikinci bir önsözle yayınlanır. yayımcı daha da ilginçtir: amerkan bord neşriyat heyeti!"
devamla
"27 mayıs'dan bu kadar kısa bir zaman önce amerikan bord neşriyat heyeti gibi bir kuruluşun amerikan hükümetinin onayı olmadan böyle bir kitabı basması mümkün değildir. bu ise ancak tek bir şeyi gösterebilir. amerika 27 mayıs arefesinde, en azından iki alternatifli oynuyordu. yani 27 mayıs darbesini hayırhah bir tutumla karşılamaya hazırdı. 27 mayıs'a birkaç gün kala kitabın baskısının durdurulması -ama nisan'da başlayan üniversite olayları sırasında baskı devam ediyordu herhalde- başlıca hedefi menderes'i yıpratmak olan bu kitabın bu işlevinin artık geçersiz olduğu bilgisine dayanmış olmalıdır. aynı kitabın haziran'daki işlevi ister istemez biraz değişiktir. bu sefer, düşen menderes iktidarının düşürülmesini meşrulaştırmaya, yeni gelenlere kucak açmaya yarayacaktı."
açıkçası ahmet hamdi'nin hatıratını -hem 1960'taki hem de yakınlarda kitaplaştırılan- satır satır okumuş ve hatta elli sayfa kadar da not tutmuş biriyim. ama bu ayrıntıyı görememiştim. murat belge çok ilginç şekilde altını çizmiş. öte yandan,
"ahmet hamdi'nin çeşitli çelişkileri arasında bir tanesi de "kapitalist teorisyen" deyimiyle özetlenebilir belki. teorisyenin sosyalistine alışığızdır, dünya tarihinde kapitalizmin öyle çok sayıda terisyenine yani başarılı teorisyenine pek rastlanmaz. rostow gibileri, gerçek bir teorisyen olmaktan çok dünya ekonomisinde söz sahibi bir emperyalist ülkenin dünyaya empoze etmek istediği ekonomik tedbirlerin sözcüsü, formül yazıcısıdır. yani teorisyen gibi saygıdeğer bir sıfatı pek haketmez öyleleri."
çok hoşuma gitti bu alıntı.
"aslında servet yapma bir ülkü olduktan sonra, hiçbir türlüsünün arasında fazla fark yoktur. çünkü bu servet eninde sonunda bir yerden yapılacaktır. fakat sadece kültüreldir, serveti yapanla mülksüzleşen arasındaki ilişki ne kadar dolaylı olursa sonuç da o kadar uygar görünür."
"bazı uzak görüşlü adamların talihsizliği, biraz fazla uzağı görmek, o fazla uzakla bugün arasındaki mesafede olup bitecekleri yanındakilere anlatamayacaktır."