Biraz toparlanmıştı, dönüp Winston'a bakmıştı, hemen kanı kaynamış gibiydi. Tombul kolunu Winston'ın
omzuna atıp onu kendine çekmişti, ağzından bira ve
kusmuk kokuları yayılıyordu.
"Senin adın ne bakayım, yavrum?" demişti.
"Smith," demişti Winston.
"Smith mi?" demişti kadın.
"Çok matrak. Benim
adım da Smith." Sonra da üzünçlü bir sesle eklemişti:
"Kim bilir, belki de ananımdır senin."