gariptir. soğuktur da evet. yaz zamanları gibi cıvıl cıvıl olmuyor belki ama kendi baharını yaşıyorsun içinde işte. konserlere gidip eğlenemiyorsun belki ama sabahtan akşama kadar sadece film izlerken aşık oluyorsun ona o geçen zamanda. pilav yapıyor aşık oluyorsun. sabah yumurtalı ekmek yapıyor sana, bi tatlı geliyor gözüne. sigara içişini izliyorsun mutfak masasında sessizce otururken. o telefonuna dalmış gitmiş, sen ona. o beş dakikalık zaman diliminde her hareketini inceliyorum, ezberliyorum. bakıyorum ona. düşünüyorum. acaba benim gibi düşünüyor mu. o da beni izlemiş midir hiç içten böyle. ezberlemek istemiş midir beni. kafasında mıyım yani, düşünüyor mu ki acaba. endişeleniyor mudur azıcık da olsa. otogara giderken son görüşü olduğu için mesela. ne bileyim. tavırları pek öyle değildi kabul. ama belki içinde bir yerlerde sevmiştir deyip umut ediyorum işte. azıcık da olsa değer vermiştir bence diyorum. devam ediyorum umut etmeye. hiç gitmek istemiyorum o an kocaeli’nden. bu soğuk şehrin soğuk mevsimde bu kadar sıcak gelmesi bana, aşktan başka bir şey olamaz. az bi zaman dilimiydi kabul ediyorum. ama insan dört günde de aşık olabilir bence. boş yere de aşık olmadım ya. aynen aynen o da hissetmiş olmalı bir şeyler. o zaman neden bunları yazıyorum ben. neden hala uyuyamadım. evet işte 2 ay geçti aradan. ama ben hala geçemedim senden. “sensiz yaşayamıyorum.” cümlesini ne çok duyardım. çok saçma gelirdi. “aptallaşmayın.” derdim içimden çevremdekilere. şimdi anlıyorum hepsini. cidden şimdi tam olarak anlayabiliyorum. yaptığın hiçbir şey zevk vermiyor, yapmaktan en çok hoşlandığım şey gülümsetmiyor bile. abartmıyorum. gerçekten abartmıyorum. değişiyorsun. aşk değiştiriyor. mesela şey oluyor, yıllardır dinlediğin bi şarkının sözleri o kadar anlamlı geliyor ki yani nasıl anlatsam.. etrafındaki her şeye sevgiyle bakıyorsun. duygusallaşıyorsun. her gün onu düşünüyorsun her an hatta. yontuyor bildiğin aşk seni. mesela, hala yatmadan önce iki saat onunla konuşuyorum, hayallerimde. sabah kalkıyorum sanki dünkü düşündüklerim gerçekmiş gibi oluyor. bir an uyku sersemliğiyle umut kaplıyor insanın içini yazacak sana şimdi “günaydın” diyecek diye. sonra geçiyor tabi. ama bu gelgiti yaşıyorsun sürekli. kafamın için onunla konuşa konuşa daha nereye kadar giderim böyle bilmiyorum. neden sevmedin diyemiyorum. bu anlattıklarımdan, olayların benim açımdan böyle olduğundan haberi bile yok evet. sustuklarımı anlatıyorum. daha ne kadar susarım onu da bilmiyorum. geçsin istiyorum. geçer diye bekliyorum. anlatmadan geçer mi. onu da bilmiyorum gerçekten. sonra diyorum ki sus özge kendine gel. 2 ay sustun. daha da konuşma. tren çoktan kalktı. kafanda büyütme daha fazla. bitir artık. bitsin artık.