"devrimi eğer bir büyük dönüşüm olarak düşlüyorsak, neyin büyük dönüşümü, devrilmesi ve inşası sorusuna yanıt aramak zorundayız. nasıl bir iktidar anlayışımız var? bir yapı gibi, güçlü kaslarla itilebilecek bir duvar, bir engel olarak mı görüyoruz iktidarı? çoğu kez, anti-kolonyel mücadelelerin tarihine baktığımızda bu duvarı itip altından kalan devrimcileri görüyoruz. hemen arkasından da ama o devrim değildi diyoruz. peki gerçekten devrim oldu mu hiç? tarih yazımının bir kavramı mıdır devrim, yoksa ağır ağır evrilen süreçlerin çok sonrasında geriye baktığımızda değişim izleklerinin kırılmasına verdiğimiz ad mıdır? ancak, yaptığına devrim diyenler var. sırf bir proje olarak devrim, tahayyülünden de besleniyor. o zaman devrim aşkı ve iradesi, devrime içkin midir? sırf bu irade, değişimi devrim mi kılar? sorular böyle gider."