günün şiiri

entry3217 galeri ses2
    2381.
  1. Seni de vururlar bir gün ey Acı
    Uçuşup durduğun kanatlarından
    Sazın, sözün, türkülerin tükenir
    Ellerin koynunda kalakalırsın

    Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey Acı
    Gül açan yüzlerimizde
    Göğeriyor rengin senin de

    Biz seni
    Tâ eskilerden tanırız
    Hani göğüslerimize taş olur inerdin
    Avuçlarımızda Hira Dağı'ydın
    Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
    Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

    Biliyorum
    Hiçbir tarih yazmayacak
    Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
    Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize
    Mitralyözlerin Washington'dan ayarlandığını

    Seni de yakarlar bir gün ey Acı
    Bir taptuk kul gözlerinden vurursa
    Parmakların eğri ağaç tutamaz
    Çığlıkların çağlar aşar, duymazsın

    Ve ben biliyorum
    Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı
    Ve ibrahim'in baltasını
    Ben biliyorum

    Nereden başladı bu kesik dans
    Ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü insanlar kim?
    Kim kimin yanında
    Kim kimin karşısında
    Meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

    Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız
    Çantasında kimin fotoğrafını taşıyor
    Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
    Neden gülüyorlar ki

    Seni de vururlar bir gün ey Acı
    Filistin'de sapan taşlı çocuklar
    Dalın, kolun, fidelerin budanır
    Kuru bir kütükle kalakalırsın

    Öyle bakmayın balkonlarınızdan
    Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
    Damarlarımızı yırtıyor
    Tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
    Pompalıyor yüreğime

    Plevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
    Çeçenya'da yiğitler
    inancın emeğin / ve Aşk'ın
    Kılcal damarlarına ulanıp sustular...

    Ve ne Bağdat'tan
    Ne Şam'dan
    Ne Mekke'den
    Ne Diyarbekir'den
    Ne istanbul'dan
    Ne Buhara'dan
    Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
    Duymuyor

    Seni de vururlar bir gün ey Acı
    Halepçe'de soldurulmuş gül gibi
    Bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın
    Suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

    Ve siz
    Ey analar,
    Hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler söylerdiniz
    Hani siz, fatihler doğururdunuz...

    Gelin kızların giysileri kirletildi
    Çocuklar hep yetim kalıyor

    'Elem yecidke yetimen feava'

    Ve ben biliyorum
    Ben biliyorum
    istanbul'un
    Bağdat'ın
    Diyarbekir'in
    Mekke'nin
    Buhara'nın
    Birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü sonra

    Ey insan
    Ey insanlık
    Ayağa kalk

    Kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
    Boyunları gövdesinden ayrılmış insanları
    Gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu çocukları
    Gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin

    Ve bir gün
    Bu dünya
    Gül bahçesine dönecek
    Bunu böyle bilin; ve
    Unutmayın...

    (bkz: Ferman karaçam)
    4 ...