orhan pamuk

entry949 galeri
    338.
  1. ilk okumaya başladığımdan beri kendisine sevgiyle birlikte büyük bir hayranlık beslediğim; kelimelerine, cümlelerine aşık eden büyük yazar; şimdi de pazarlamacı falan diye yafta yapıştıran büyük! köşe yazarlarını gördükçe, varlığının, kelimelerinin ne kadar değerli olduğunu anlamamı sağlayan.

    ben ne derse desin, ne yaparsa yapsın seviyorum bu adamı; bi ödül için, kendi idolünün (bkz: sartre) vakti zamanında yüzüne bile bakmadığı bi ödül için, gerçekten öyle düşünmediğinden adım gibi emin olduğum bişeyi söylemiş olsa bile seviyorum; bana içten içe ya da ayan beyan tepeden bi bakışla bakıyo olsa bile seviyorum. cümlelerinin
    aşığıyım ben bu adamın, sanki elindeki sihirli çubukla sözcükleri bi araya getirerek yarattığı harikaların.. ne yapsa ne etse vazgeçilmezdir benim için orhan pamuk; ya da yazdıkları diyelim..

    zaman zaman kitaplarının anlaşılmaz olduğunu, alınıp sadece kitaplığa konduğunu da dinledim; ya da dostoyevski, tolstoy ya da bi hugo nunki gibi hayata dair önemli düşünceler barındırmadığını da. evet yazdıkları bazı alıklara manasız gelmiş olabilir, lakin buna ne okuduklarını bildiklerini ya da gerçekten bişey okuyup okumadıklarını bilemediğimiz için ciddiye alınıp cevap bile verilmemelidir de ama ben vereyim kendimce içimde kalmasın.. kurduğu cümlelerin zorluğunun yanında bunların altında anlatılmak istenenin de güç mevzuu olduğu da göz önüne alınırsa büyük bir özen ve dikkatle okunması gerektiğini bilmelidir okuyan ya da okumaya çalışan o alık. azıcık yazdıklarına verdiği özeni düşünerek yazarın, kendisinin de her defasında anlattığı gibi; bi odada yalnız, bi masanın başında elinde kalemiyle geçirdiği saatleri, günleri düşünse bu yazdıkları için, okuyucu olarak yapması gerekenin biraz dikkatle okumaktan başka bi bok olmadığını bilse halbüse anlayabilcek o alık yazılanları. ama anlamasın; yaşamayıverse nolur o cümlelerden alacağı hazla, zaten anlasa da alacağı da şüphelidir ya.. ama ben yaşasın isterdim, insanın yaşadığını anladığı zamanlardan birini yaşasın isterdim zavallı.

    bi de insanlığa büük mesajlar vermediğinden falan dem vuranlar da oldu dedik; bunu diyenin de kör gözüne ben her kitabında "hakiki olma" meselesini sokmak isterim. her kitabında bundan bahseder orhan pamuk; bunu düstur edinmiştir kendine hayat boyu belli ki; kar da ka nın, ölen dostuna karşı bakış açısından hareketle, ya da dostuyla lacivert arasında kurduğu ilişkiyle alttan alta işlediği; kara kitap ta bi nevi kendi üzerinden, arada anlattığı şehzade hikayeleriyle pekiştirdiği, ve en derin şekilde benim adım kırmızı da nakkaşların üzerinden anlattığı mevzudur.. her kitabında vardır bu konu kesinlikle. şimdi bu işlediği konu hayatla ilgili büyük bi mesaj örneği olarak verilemez di mi? herkesin aynı birbiri gibi olduğu, bu riyakar, sahtekar düzen içinde tabi böyle bir mesajın kimin için ne önemi olabilir ki! hep bişeylerin arak yapıldığı, hiçkimsenin özgün olmadığı yerde; sözlerin, yüzlerin, tebessümlerin, giyim kuşamların, oturuş kalkışların tek tip olduğu yerde; düşüncelerin, düşünmelerin külli aynı olduğu yerde hakiki olmaya çalışmak mı? tabi bunu büyük bi mesaj olarak almak komik olurdu...

    nobelle ilgili olarak da: içinde bulunmak durumunda olduğu zümreyi, münasebetlerini düşününce, söylediklerinin tabi ki ödülü o sene onun almasında etkisi olmuştur; ama bunu sadece münasebette olduğu zümre çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini, böylece daha mantıklıca düşünülebileceğini söyleyebilirim. söylediklerinin hiçbir anlamı olmadığını kendi de en az bizim kadar biliyodur eminim.
    2 ...