requiem for a dream

entry1143 galeri
    232.
  1. o zamanlar 30-31 yaşında olan brooklyn menşeli yönetmen darren aronofsky tarafından çekilmiş, bir rüya için ağıt...
    ve doğduğu toprakları da filminin ana mekanı eylemiş:brighton beachve coney island... kamera arkası görüntüleri izlerken iskele sahnesinin arka planındaki sahil yolunu ve lunaparkı gördüm ve oha dedim, o lunapark kenarında bisiklet sürdüğüm, sürükleyici günler geldi aklıma.

    ulan dedim meğer ne hayatlar yaşanıyormuş burda. restoranda çalışmak yerine keşke -beyaz- işine girseymişim diye düşündüm. sosyolojik gözlemlere bir yenisini - ki kallavisini- ekleyeyip de dönerdim yurdum torpaklarına. brighton beach'teki rus mafyasına yancı olarak girip birkaç mekan basma olayına iştirak etsem hoş olmaz mıydı diye hülyalara dalarken buldum kendimi. işte dedim sinemanın gücü; tahayyül gücünü maksimize etmesi... bir poşetçi olabilmeyi düşletebiliyor insana. "iyiyi de gördüm kötüyü de" demek için girip çıkmadık mekan bırakmama cesareti... ya da jack london gibi işçilerin arasına karışıp, sıradan işlerle uğraşıp o hayatları işkembeden değil de,gerçekten anlayabilmek.

    film bitti. rahat koltuğumda otururken yaktım bi sigara. kapadım bilgisayarı. ufka bakmanın bu noktada olayın dramatik yapısının tadına tat katacağını da öngörerek gözlerimi ufukla buluşturdum. "koltukta oturanlar" dedim. "iz bırakanları sadece izlerler..." bi fırt daha çektim sigaradan.. "koltukta oturmak ya da oturmamak. mesele bu." sonra o rahat koltuğa oturup bir film daha izleyim dedim. güzel bir çıkarım yapmış olmak yetti en azından. uygulamayabilirim. ama şimdilik. koltuk rahat. filmler güzel. ve çekilmişleri var.

    tv çağının mutsuz ve bir şekilde yırtmayı tek amaç edinen insanları abartıya kaçmadan (anne rolündeki teyze hariç, o yer yer faciaydı) yansıtılmış biz koltukseverlere. konusu, kurgusu, mekanları, oyunculukları, diyalogları zevk-ü sinema için biçilmiştir kaftandır. fakat filmin dramatik yapısına max. seviyede katkı yapan esas bi arkadaş var ki , o da müziği.
    clint mansell imzalı lux aeterna 'yı çıkarın bu filmden, etki fifti fifti azalır. bu da ayrı bi güç, müziğin gücü...

    -ne ağıtlar yakıldı ne rüyalar için be hacı, ne ilkiz ne de son- bu da filmin gönlümdeki tagline'ı.
    2 ...