Duygular anlıktır ve gelip geçicidir. Katışık ve karmaşıktır. Duruma konuma yaşa ve yapılan işlere göre zamanla safiyetini kaybedebilir. Halbuki Saf halis muhlis temiz körelmemiş ve kirlenmemiş vicdan ise kalıcı. Aslı esasında o kirlenmez ama perdelenir. Belkide Sesi kısılır. O halde bu içses insandan bir parça olamaz. Doğrusu şu ki Vicdan, el-adili mutlak olan cenabı hakkın sesidir. Bu rabbın kuluna bir ikramıdır. Taa ki doğru yoldan ayrılmasın. Bu her insanda varlık sahasına girdiği andan itibaren tıpkı ruh gibi kalbin ve nefsin özüne yerleştirilmiştir. Ya sonra? Toplum fikriyat hak ve batıl işlerle şekillenir. Ya kişi onunla kuvvet kazanır ve kemaliyet kesbeder veyahutta vizdanını hiçe sayarak içerdeki, en derindeki bu sesin, sesini soluğunu keser onu perdeler ve devre dışı bırakır. Kimilerinde ise ince bir sızı kalır sadece. Oysa ki beyhude çırpınışlar, son pişmanlık fayda etmeyecektir.