Tam 19 yıl önce;
16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece, belkide hayatımın en uzun gecesiydi.
aşırı bir sıcak vardı. uyuyamamıştım bir türlü.
her zaman ki gibi balkonda oturuyordum. ama ilginçtir,
sanki o gece yıldızlar daha yakın gibiydi. belki de bana öyle geldi bilemiyorum,
tam kafamı yastığa koymuştum ki, derin bir uğultu ve sarsıntıyla gözlerimi açtım.
oldukça uzun sürdü.
hiç bitmeyecek zannetmiştim.
elektriklerde kesilmişti. karanlıkta merdivenlerden inmekte oldukça zor olmuştu.
ama en zoru çevremizden topladığımız yardımları gölcük' e götürdüğümüz zaman görmüştük.
o Genzi yakan ceset kokuları unutulacak gibi değil.
hazırlıksız yakalanmıştık hem devlet hem de millet olarak.
üç kuruş para kazanmak uğruna kağıttan yapılan evler misali her taraf yerle bir olmuştu.
ders aldık mı?
sanmıyorum.
çünkü istanbul' da olası bir deprem için hazırlanan 3 bine yakın deprem toplanma merkezi
şu anda ortada yok.
yandaş müteahhitler tarafından avm veya plaza yapılmış.
şu an 77 tane var deniliyor.
ama kimse yerini bilmiyor.
boşuna dememişler '' türk halkı balık hafızalıdır'' diye.
ancak yıl dönümlerinde hatırlarız.
ölen öldüğü ile kalır.