türkiye'de genel olarak yaratılmış bir aydın düşmanlığı havası vardır, bu havanın içine girmeden aydının toplumdan ayrıksı yapsının ve onu dönüştürücü ilerletici iki aydın tipolojisinden söz etmekte fayda var.
bunlardan biri ingilizce "intellectual" kelimesinden gelen ve aydın anlamına gelen "okumuş etmiş, kendini özel bir alandan genele doğru geliştirmiş" entelektüeldir. genelde bu topluluğun kendisi yarattığı değerler içinde topluma değiştirici, dönüştürücü bir etkileşim yapmak yerine var olandan yana, hatta dönüşümü dahi ilerleme fikrinden öte yeni bir sabitlik kurma- düzen değil, düzen denilince yenileştirici eylemin sıçratıcı etkisini görmemek elde değildir- yani sürekli bir devinim içinde bulunmak yerine yalancı bir yenilicilik üstlenme eğilimindedir.
bir de entelejansiya kavramı vardır. ilk kez 19.yy'ın sonlarında rus aydınları tarafından kullanılmaya başlamıştır. aslında "intellectual" kelimesi de latince bir kelimeden gelir. entelejansiya da entelektüeller topluluğu manasına gelir. fakat işte burada bir iradiyet kavramı girmektedir. kelime köken bakımından entellektüeller aynı anlamı taşıyor çünkü sadece tekil bir kavramın çoğula çevrilmesi. fakat işte burada soyutlamanın gücünü görebilirsiniz. entelejansiya, içinde bulunduğu anlam açısından ilerlemenin ve devinimin özgürleştirici ve geliştirici gücüne sahiptir. entelektüel gibi bir aracılık üstlenmez, bir misyonun sahibidir. işin aslı bu kelimenin anlam kazanamabilmesi için öznenin içinde bulunduğu nesnelliğin yani yapının özgüllüğü gerekmektedir. türkiye'de de bu tarz bir ayrımın gerekliliği artık duyulmaktadır.
medyada radikal, taraf,zaman gibi gazetelerde kendine entelektüle diyen doyurucu ama gittikçe en temel kavramlarda dahi çelişkiye düşen ifadeler kullanmaları ciddi bir sıkıntıdır. o yüzden artık bu ayrımın zamanı gelmiştir ve "kime göre neye göre?" sorusu ciddi bir anlamı kalmamıştır, mekanizma olarak çökmüştür. artık iradiyetin gücü ortaya çıkmaktadır.