Yorgunsun, keyifsiz ve isteksizce konuşuyorsun artık. Televizyonda her konuşmasına denk geldiğimde: yav sayın bahçeli, bırak hele şu işleri emekli ol; yerleş güzel bir yere, tavukların olsun her sabah yem ver, çiçeklerin olsun ne bileyim su ver, begonyalarını severken güzel bir şarkı mırıldan. yemyeşil bahçende salatalığın, domatesin, biberin olsun. Ohh mis! Güneşin tam batışını izleyebileceğin bir penceren olsun ikindi vakti al eline bir mesnevi oku, okurken televizyondan izlediğin siyasetçilere sen de bizim gibi bıyıkaltı gül sonra kapat televizyonu, aç klasik bir müzik ve ardından huşu içinde oku kitabını. hikayelerin, anıların, hayat ve yaşamaya dair sözlerin, düşüncelerinle dolup taşsın sayfaların. Ne bileyim işte ben senin yaşında olsam kaos ortamından kendimi izole eder, kitaplarımla inzivaya çekilirdim herhalde. Bunların hepsini yapabilecek güce sahip bir adamın neden emekliye ayrılıp, yapmadığını çok fazla merak ediyorum. Birisinin ona: artık senlik bir durum yok aga! Ne de olsa Partinin kepenklerini indirdin! demesi gerekiyor sanırım. Neyse sıradaki şarkım tüm yıkılmadım ayaktayım diyenlere gelsin:
Bu hayatın heyecanı meyecanı yok. bu hayatın heyecanı meyecanı yok...