muharrem ince

entry3322 galeri ses1
    1774.
  1. Siyaset, eğitim, sivil toplum, sermaye, media, herkes başarıya odaklanmış durumda. Başarısız olma korkusu kariyeristleri, bürokratları korkutuyor. Başarısızlık onlar için sanki, en büyük günahtır ve cezası çok ağırdır. Siyasetin dili, ucuz politikacılar sayesinde, genel olarak, pek saygın değil. Çok kırıcı, agresif, demogojik. Laf kalabalığı içinde hikmet kayboluyor. Kalabalıkları güldürmek, öfkelendirmek, heyecanlandırmak, ağlatmak, slogan attırmak zor değil. En zor olan düşündürmektir. Onlara vaad etmeniz gerekiyor “başarı” için. Şeytan bize sürekli bunu öğütlüyor. “Hikmet”i önemsemeyen politikacılar sanki işportacı cazgırlara benziyor çoğu zaman.. “Fareli köyün kavalcısı” gibiler.. insanlara duymak istedikleri şeyi söylüyorsunuz ve hayal tacirliği yapıyorsunuz. inandığınız şeyleri değil. Bazı politikacılar kamuoyu şirketlerinin belirlediği toplumun beklentileri ve endişelerine yönelik, reklam metni yazarlarının hazırladığı yarım saatlik bir konuşma, popüler bir şarkıcı, çeyrek ekmek arası döner ve bir kutu ayran %7 oy yapabiliyor. Bir reklam ajansı için siyasi bir afiş, bir deterjan reklamı ya da Jean, çiklet reklamından, Pizza reklamından daha farklı değil. Çalkala, köpürt ve hüple.

    Nasıl olsa “gayeye giden her şey meşrudur”!?. Sonuçta gerçek düşünceni kimseye söylemeyeceksin, insanlara duymak istedikleri şeyi, nazlanarak söyleyeceksin.. Onların şapkasını giyecek, o şehrin takımının atkısını boynuna dolayacaksın. Onların oyununu oynayıp, onların şarkısını söyleyeceksin. Renk vermeyeceksin, hep güleceksin. Güven vereceksin, zafiyet ve tereddüt göstermeyeceksin, ağlamayacaksın, “ben ben” diyeceksin, rakibini suçlayacak, aşağılayacaksın. Acımayacaksın. Kitleleri rakamlara boğacaksın. Çok, daha çok, büyük, daha büyük.. Dün hamaset, yarın hayal ülkesi!

    Kaynak: a. Dilipak
    2 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük