geçenlerde kadıköy'de yürüyordum kafam yerde kafayı bi kaldırdım bir anda bunun cosplayleri çıktı önüme 4 tane yakından görünce o dalileri irkildim tarikat üyesi gibi geziyorlardı eller ceplerde.beni görenleride gülümsetmişimdir herhalde. zaten iyi dizi arıyordum kafaya iyice takıp bir izleyeyim dedim. 2 aydır fena lafı dönüyordu. açıkcası ben izlemeden abartıldığını falan düşünüyordum öyle bir hisse kapıldım. izlenir ama konuşulduğu kadar iyi bir dizi çıkmaz diye düşündüm. avrupanın prodüksüyonlarına pek inanan biri değilim amerikalılar kadar iyi işler yapabileceklerini düşünmezdim.avrupalıların kurguları hatta senaryoları amerikalılardan daha başarılı bence ama para pek olmadığı için onlarda sanki bi yerde batırıyorlar filmlerinde. bizde duygusuz ve çoğu dizisi uçuk saçık kaçan amerikan yapımlarıyla vakit geçiriyoruz. neyse başladık izlemeye. ilk 2-3 bölüm sarmadı açıkcası hatta izlerken kopuyordum üstelik. 2-3 kelime bildiğim ispanyolcada izlerken rahatsız ediyor beni italyanca,ispanyolca tarzı latince diller rahatsız ediyor adamı. ama izledikce açıldı üstelik profesörün oyunları zevk vermeye başladı. üstüne bide bütün bu soygunun aslında bir sistem eleştirisi olmasıda ortaya çıkınca tam anlamıyla olmuş dedim. dünyanın bokluğunu devletlerin soygunculuğunu ortaya çıkaran böyle yapımlar beni mest ediyor. ülkemizdeki hırsızlar bile alınmış laf çarpmaya başlamışlar oradan buradan. (bkz: into the wild) (bkz: la casa de papel) gibi yapımların dahada çoğalması lazımki gözünü açmıyanlarda iyie açsınlar gözünü. karakterlere gelince o darphanede hayatta gördüğüm her tür kişiliği gördüm. yani karakterlerde gerçekci yaratılmış. benim puanım bu tarz yapımlara 10 üzerinden 10.