black smoke jacob'ın zihni olabilir. zihin gücü ile adayı savunuyor olabilir. bedeni bir şekilde o kulübeye tutsak olduğundan yapacaklarını zihnini yani black smoke'u kullanarak yapıyor olabilir. diğer tüm aklımdaki olasılıklardan sadece biri bu. bir diğeri dharma'nın parmağının olabileceği. adanın geçmişiyle ilgili şeylerden haberdar olan dharma korunması gereken şeyler olduğunu düşündüklerinden/bildiklerinden bir şekilde belkide adanın kendilerine sağladığı bir takım ilmi şeyleride kullanarak black smoke'u yaratmış olabilir. dharma'nın charles widmore olduğunu düşünüyorum bunları söylerken. müzayedelerde black rock gemisinin seyir defterini satın alan, bir nevi takıntı haline getirdiği lost adasının yollarında olsa olsa dharma'nın devrik lideri olacak olan adam bulunmaktadır diye düşünüyorum.
bir yerden girince başka bir yerden çıkmak konu lost olunca malumunuz kaçınılmaz oluyor. tekrar black smoke ve jacob'a dönersem;
benjamin john'u jacob'ın kulübesine ilk kez götürdüğünde benjamin jacob'la konuşuyor. bu şu an için belirsiz aslında çünkü biz ve john benjamin'in jacob'la konuştuğunu duyamıyoruz. kesinliğini bilmediğimiz dialog eğer gerçekleşiyorsa jacob benjamin'e john'u neden getirdiiğini soruyor gibi, benjamin'de "çok ısrar etti, henüz hazır olmadığını biliyorum" gibilerinden laflar ediyor. buradan da benjamin'in bu dialogu uydurduğunu düşünebiliriz çünkü ardından jacob john'a "bana yardım et" diyor ve bizde bunu duyuyoruz lakin bu seferde benjamin duymuyor jacob'u. ardından da john'u vurarak kuyuya atıyor.
burdan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz, benjamin jacob'ı kulübeye bir şekilde tutsak etmiş ve onun herhangi birşey yapmasını engelliyor. farkındaysanız others'tan herhangi biri benjamin'in kararlarıyla ilgili birşey dediğinde benjamin hemen "çünkü jacob böyle istiyor/diyor" vs gibi şeyler öne sürmekte idi. yani jacob benjamin için dilediği gibi davranıp kararlarının da sorgulanmamasında kullandığı bir çeşit piyon olabilir. elbette piyon tanımını benjamin'in jacob'ı bir şekilde avcunda tuttuğunu düşünerek diyorum. eğer benjamin bu üstünlüğe sahip olmasa jacob'un üstünde jacob john'dan yardım istemez, benjamin bir dialog uydurmazdı. ve belkide jacob'la hiç konuşamamıştır benjamin. jacob benjamin'i yeğlemediğinden olacak ki sesini duyurmamıştır kendisine. belkide benjamin hayatında ilk kez jacob'ın varlığını hissetti orada, bilemiyoruz. ama john'dan yardım istemesine içerleyip john'u kuyuya attığı bir gerçek.
christian shephard var birde elbet. jacob'ın adını anınca ondan da bahsetmezsek olmaz. christian shephard'ın diğer tüm lostie'lerimizin babalarının olduğunu düşündüğüm gibi eskiden dharma'ya, widmore'a yahut adanın yerlilerine yani eğer şuankilerin önceleri olabilir, others'a ait insanlar olduğunu düşünüyorum. bunların hiçbiri henüz tam olarak kesinleşmediğinden ucunu açık bıraktım ama demek istediğim adayla eskiden bir şekilde ilişkileri vardı ve bu öyle normal bir ilişki değildi. bu yüzden lostie'lerimize baktığımızda hepsinde babayla ilgili bir sorun görüyoruz. jack ve christian'ın arası iyi değildi, kate sonradan öz babası olduğu öğrendiği ve üvey babası sandığı wayne'i öldürdü, sawyer'ın babası karısını vurdu ve intihar etti, john locke'un babası tom sawyer kendi oğlu dahil birçok insanı dolandıran bir adamdı, shannon'la boone'un babaları da ölmüştü, ne olduğunu bilmiyoruz, walt babasıyla ayrı yaşıyordu, yani bir şekilde babasıyla ilgili bir sorun onda da vardı -yahut walt babasıyla ayrı yaşadığından değil psişik olduğundan da dahil olabilir- michael'a gelirsek onunda babası ölmüştü ve o yüzden walt'a babasının adı olan walter ismini vermek istemişti. sun'ın babası mr.paik'le jin'in de utandığı balıkçı babası ile nihayetinde arası iyi değildi. malumunuz claire babası christian shephard'la kocaman bir kız olduğunda, annesinin rahatsızlığında karşılaştı. benjamin'e gelirsek, küçüklüğünden beri, haklı da olarak kin beslediği babasını öldürdü. aklıma gelenler bunlar ve kısacası hep babalarla ilgili kötü yahut olumsuz bir olay var ve bu hepsinin ortak özelliği. nihayetinde bağlayacağım nokta böyle olmasının nedeni babaların adaya dönmek istemeleri ancak dönememeleri ya da çocuklarının üzerine çizdikleri bir kader var ortada içinde ada olan. misal, christian avustralya'da barda sawyer'la içerken jack'in kendisine yaptığından dolayı minnettar olduğunu söylemişti. bu minnettarlık jack'in dürüst davranarak tutanaklara gerçekleri yazdırması ve babasının lisansının elinden alması için değil kendisine özgürlüğü sunması yüzündendi. fakat kendisi avustralya'da yani "tüm oyunun merkezi"nde bunalımın doruklarındaydı çünkü adayı bulamıyordu. bir söz vardı mesela jack babasının otel odasındayken sanıyorum polis ya da dedektif "kim cüzdanını yanına almadan dışarı çıkar ki?" demişti, evet söyleyin kim dışarı cüzdansız çıkar ki? elbette cüzdana ihtiyaç duymayacağı bir yere giden birisi. 4. sezon 9. bölümü hatırlayın arkadaşlar, bölümün başında john, sawyer ve hurley oyun oynarken hurley "avustralya'yı ona verdiğine inanamıyorum, tüm oyunun anahtarıdır o!" demişti. bu birçok fan sitesinde de şimdiye dek işlendi, inceden bir gönderme mi diye. ben öyle olduğunu düşünüyorum ve fakar ters köşe ihtimalide aklımın bir köşesinde elbet çünkü sawyer şöyle cevap vermişti hurley'e; "sen öyle san!"