şeytanın avukatlığı yine bana düşecek tablodan anladığım kadarıyla. hemen tanımla girelim o zaman: taraftarlarının hayal aleminde yaşadığı camia.
eleştirilerimi ister adam gibi değerlendirip yol yakınken kafanızı kullanmaya başlarsınız ya da beni fenerbahçeli olmakla, aziz yıldırım'ın ajanı olmakla itham edip vicdanınızı rahatlatırsınız orası size kalmış.
galatasaray'ın transferleri göklere çıkarıldıpı kadar kaliteli transferler değil. bunu sadece ben değil mustafa denizli de zaman zaman söylüyor. bana futbolcuların kariyerinden bahsetme arkadaşım... transfer olduğu klübündeki son üçer yıllarına bakman yeterli verecekleri randıman hakkında fikir sahibi olmak istiyorsan. yok aşkın gözü gördür andavallığına tutulduysan elimden bir şey gelmez.
galatasaray her şeye rağmen mevcut transferleriyle bile başarıyı yakalayabilir. burada başarı izanını da açmamız lazım. bence galatasaray gibi bir takım için lig şampiyonluğu çıta olarak konulamaz artık. transferleri, özlenen günlerini galatasaray'ın o hep söz edilen ruhuyla yaklayabilirse ki çok zor avrupa kupalarında ciddi bşarılara imza atabilir bu kadro.
gelgelelim avrupa kupalarındaki başarının önündeki en büyük engel taraftarın zihninden hamasi duyguları bir türlü söküp atamaması. hala 8 yıl önceki uefa kupasıyla avunup takmın başarısızlık kredisini gereğinden fazla yüksek tutması. eski günlerin anısına takıma ve yönetime yeterince baskı yapıp camia içinde kamuoyu oluşturamaması.
"ya baksana abi klüp zaten maddi olarak belli seviyede daha naapsın adamlar" psikozundan kurtulması lazım taraftarın eğer avrupa kupalarında başarı ise hedef. bu klübü, belki de türkiye'nin en zengin klübünü yıllarca borç batağında tutarak kaybedilmiş yıllara sebebiyet verenlerden hersap sorulmalı taraftarlar kanalıyla. haa galatasaraylı arkadaşım sen diyorsan ki; "şubat ayı gelmeden havlu atalım uefa'da sonra sidik zoruyla şampiyon olalım bu bana yeter" o da senin tercihin.