52.
-
Ben gerçeğim , gerçeğin ta kendisiyim!
Sorular , sorular sorular , bıkmadan usanmadan sorulan sorular.
Beynimin kıvrımlarında ilerleyen zihnimi perişan eden sorular.
Hiç bir ilaç , hiç bir insan , hiç bir varlık kafandaki soruları susturamaz diye konuşuyor beynimdeki adamın sesi.
Susturamıyorum, susturmak istemiyorum.
Paranoyanın, anormalinin sınırındamıyım bilmiyorum.
Bir kağıt kaleme ihtiyacım olmalı,
Yazdıkça rahatlıyorum çünkü.
"Ah ben , ah yaşam"
" Hayata tekrar tekrar sorulan sorular"
Bir mısra kulaklarımın içinde çınlanıyor, artık çınlamasını istemiyorum.
Keşke bu kitabı hiç okumasaydım diye kendi kendime konuşuyorum.
Evet tam on sene geçmiş, ölü ozanlarla tanışmamdan.
Tam on sene önce hayatın anlamını sorgulamaya başlamışım.
On dört yaşındaymışım,
Gözlerim ışıldıyormuş,
Aşkı arıyormuşum,
Varoluşumu sorguluyormuşum,
Ben kendimi kandırmayağım diyormuşum,
Aptal numarası yapmayacağım,
Maskeler takmayacağım,
Beni peşinden sürekleyen tüm maceralara atılacağım,
Anı yaşayacağım...
Küçükmüşüm o zamanlar...
Nerden çıktı bu kitap başımıza, hangi kitapçıdan aldım, nasıl girdi hayatıma.
Hayatın anlamıyla nasıl tanıştırdı beni , nasılda sıkıcı ve basit bir hayatım vardı oysa.
Nerden çıktın be kitap!
Hayatıma rüyalar , hayaller girdi.
Hayatıma inanç girdi,
Yarını yaratabilirim dedim,
Ben yeni bir yarın düşleyebilirim.
Tam on sene geçmiş, büyüdüm...
Avuçlarımı kestim,
Kanımın damla damla akışını izledim,
Avuçlarım kanadı
Ruhum kanadı,
Ama içimdeki gülümsemeyi yok edemedim.
Ben aşka hala inanıyorum,
Evet itiraf ediyorum aşka inanıyorum,
Var olmadığını söyleyen ,
Var olmasını istememen için ellerimi kesen tüm acımasızlara inat,
Aşka inanıyorum...
Bir kitap mı bir kahraman yarattı, yoksa hepimiz bir kahraman mıydık aslında?
Evet biz maskelerimizin altında gerçek kahramanlardık.
Belki bir ozan olamayacağım,
Belki çok güzel şiirler yazamayacağım,
Ama beni yaratana minnet borçluyum,
O ufacık kalbi böyle hızlı çarptırdığı ve mucizeler yaratabildiği için ...
Tüm ölü ozanlara hitafen bu yazı yazılmıştır