bazı insanlar gerek yapıları gereği gerekse tercihen sorumluluk almaktan uzak profiller çizerler, devlet bahçeli tam da öyle bir profil.
büyük bir partinin genel başkanlık sorumluluğunu üstlenmiş birine sorumluluktan kaçıyor demek abesle iştigal gibi gözüküyor değil mi? bana hiç de öyle gelmiyor, chp ittifakı ile ülkeyi yönetmeye aday hatta kimi kulis bilgilerine göre kılıçdaroğlu tarafından başbakanlık teklif edilmiş bir şahsın ucuz bir hdp varsa yokuz tavrıyla bunu reddetmiş olması bana çok da inandırıcı gelmiyor, bazı şeyleri boyundan büyük görüyor devlet bahçeli, erdoğan'ın başarmış olduğu şeyleri kendisinin başaracağına veya ülkeyi krizsiz yönetebileceğine inanmıyor -bence- belki kadrolarına güvenmiyor belki emperyalist baskılara direnemeyeceğinden korkuyor belki de hepsinden öte biat kültürü içinde gelişmiş olduğu için sadece üzerine düşen vazifeyi yapıyor ve bu ilk defa başkanlık gündemiyle karşımıza çıkmıyor, abdullah öcalan kararı bile buna örnektir. vesselam asla alfa bir kişilik değil devlet bahçeli.
ülkücü hareketin kontrgerilladan bu yana neye ve kime hizmet ettiği kimler tarafından maşa olarak kullanıldığı sol çevreler içerisinde hep konuşulmuş ve analiz edilmiştir, ben buna bu defa sosyolojik bakıyorum, derin hesaplar değil görmek istediğim, inanmak istediğim devlet bahçeli'nin seks kasetleri olduğu için şantaj ile böyle bir karar verdiği falan değil, bu komplo teorilerine karnımız tok.
ben bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak devlet bahçeli'nin bu tavrını onun bile artık erdoğan'ı reis olarak görmesine bağlıyorum, erdoğan'ın iç ve dış mihraklara karşı direndiği ve bunun da türkiye cumhuriyeti yararına olduğu görüşü mhp-vatan partisi gibi çevrelerde oldukça kuvvetli.
kıssasan hisse; ben yapamam bari yapabilecek olanı destekleyeyim oradan belki ben de yükselir bir konuma gelirim fikriyatı. aciz bir fikriyat, bazı karakterler bunu sindiremez örneğin çerkes ethem, bazıları da çok güzel sindirir, yerini bilir ve mutlu mesut yaşar örneğin ismet inönü.