yıldırım demirören'in dümen suyunda fazla kalmaktan olsa gerek sonunda o kıvraklığa gelmiş taraftar grubu. destekledikleri beşiktaş mıdır, sevdaları beşiktaş mıdır bu noktadan sonra tartışılır sonuna kadar.
yoksa fazla dramatize edilmiş arabesk bir beşiktaş isterisinin altında 20-30 kişinin bize abi desinler egosunun tezahürü müdür bu grup o da tartışılır.
gittiklerinde saygı duymuştum kararlarına...
çünkü bunu demirören'e ve başarısızlıklarına bir tepki olarak algılamış, onurlu bir mesaj diye düşünmüştüm. ama yanılmışım. her ne kadar inkâr etseler de ayyuka çıkmış beleş bilet ve kombine kaynakları yeniden canlanınca, yıldırım demirören ve sinan engin'deki italik duruşa iki dakikada sahip olabiliyorlar.
liderler, başkanlar, hatta bazı askerler...
bunlar politik, ideolojik ya da konjonktürel bazı mücbir sebeplerden ara sıra gider gelirler. çünkü kişisel ya da grup çıkarı/faydası vardır bu hareketlerde. peki ya taraftarlık olgusuna bu yakışıyor mu? gittik ve geri geldik? siz kimsiniz ki?
beşiktaş'ı karşılıksız ölesiye seven adamlar değil misiniz? neden geri geliyorsunuz o halde, hangi çıkar hangi ikbâl için...siz gittiğinizde hürriyet'in yanaşmalarının tribünü ele geçireceğini bilmiyor muydunuz? taraftar politik olmaz, tepkisini net bir şekilde koyar ortaya...
tanım: çarşı eski çarşı değildir. ne yaparlarsa yapsınlar fazlasıyla dejenere olmuşlardır. bunu çoluk çocuğa bağlamaktadırlar ama bilgili'nin anasına avradına sövenler, demirören'in batırdığı kulüp yapısı karşısında çenelerini kapatıp oturuyor. karnından konuşmakla olmuyor çarşı. beşiktaş tarihinin en büyük başarısızlıklarına ve hezimetine yol açan başkanına karşı gerekli tepkiyi vermemiş taraftar oluşumu. yakında tıpkı demirören gibi antifener ya da direk galatasaray forması giyerek maçlara gitmeleri beklenmektedir.