Yaşam tam bir hayal kırıklığıydı.
Kara parçasına tutunmak aklımıza yatmasa da yatıyor gibi davranmak hayattan soğutuyordu.
Yaşamın yetenek ve kehanetlerinin yetmediğini anladığımızda bocalama sürecini çoktan geçmiş olup farkına varıyorduk.
Yeni duruma alışıyorduk.
Artık yadırgamıyorduk.
Canımızı acıtan bizde yaşamaya devam eden bir kaç kırıntı vicdanımıza işkenceler yapıyordu.
Olumsuzlukların içerisine doğmuştuk ve olumsuzlukların düzelebilme ihtimallerine inanmıyorduk.
Mutlu zannettiğiniz anlarda bile perde arkasında mutsuzluk hakim.
Boşa kandırmayın kendinizi.
Mutluluk diye bir şey yok.