Kimseyi tanımadığım uzaklarda herkesi tanıdığım kendi yalnızlığımla uğraşıyorum hala.
Bu yaşıma geldim bir türlü aşamadım resim albümlerini süsleyen fotoğrafların arkasında yazan tarihlerin hatırlattıklarını.
Aklım ileri yerine geriye doğru gitmeye çalışıyor.
Kendimi büyüdüğüm yerde sağanak yağmurlarda korunmaya çalışırken görüyorum rüyalarımda.
Anlaması zor olan bilim kurgu filminin ortasında gibi hissederken kendini gerçek olanın gündüz yaşamın mı yoksa gece yaşamın mı olduğunu anlamak için kafa patlatıyorsun?
Eskide olan her şey takılıyor kafana.
ilk aşkının yüzünü pek hatırlamıyorsun ama son sevdiğin kızın yüzü an be an duruyor karşında.
Yaşlanan yüzünü sorguluyorsun kendi yüzünün yaşlanmadığını hissettiğin anlarda.
Sonrası hep mukayese.
Benle olsan böyle olmazdı,senle olsam belki bende böyle olmazdım.
Kafamı taşlardan taşlara vuruyorlar.
Bedenimi duvarlardan duvarlara savuruyorlar.
Üzerime asit yağmurları yağdırıp,bir köşeye atıyorlar.
Ölmemi bekliyorlar,ölmemi istiyorlar.
Kafamda tek bir ışık yanıyor,tek gözümü açıyorum.
Güneş tepede güzel gözüküyor.
Sert bir müzik inletiyor kulaklarımı.
Hurafelere ve ölü topraklarımıza inat yeniden ayağa kalkıyorum.