Yolda yürümek istiyordun ama kulaç atmaya zorluyorlardı.
Deniz yoktu bu memlekette.
Denizlerin olduğu memleketlerde öyle bir zorunluluk sunmamışlardı önüne.
Kulaç atarken yoruluyorduk banyonun mavi taşlarını andıran oyuncak havuzlarda.
Bir an her şeyi unutup büyük dalgalar gelecek karşı duracağım zannediyordum ama bizle dalga geçiyorlardı.
Yanı başımda yüzen adamın suyu hareketlendirmesinde geçmişimi gerçek zannediyordum.
Su içerisinde hareket ederek kötü ruhları kovmaya çalışıyordum kendini iyi zanneden yaşantımdan.
Daha iyi şeyler yapacağıma dair kendimle müzakere ettiğimde ben bile inanmıyordum kendime.
Gece yarısı olacaktı ben yine şişenin yarısında uyku moduna geçecektim.