türk dizileri

entry582 galeri
    391.
  1. Televizyonda bir sürü dandik dizi yayınlanıyor. Geçenlerde bunlardan birine emeği geçen bir arkadaş, "bunlar televizyon dizisi olduklarından, bizatihi, 'özleri gereği' iyi olamazlar" dedi.

    Bunlar bir mevsimde seksen beş kadardırlar, yetmişi "tutmaz" ve kısa sürede kalkar. En "babası" da iki sene sonra hatırlanmaz bile...

    Bunları, televizyon eleştirmenleri "işleri bu olduğundan", halk da "akşamları başka işi olmadığından" oturur seyreder.

    Ben seyretmem.

    Yok, seyretmem deyip de gizlice seyreden ikiyüzlülerden değilim. Gerçekten seyretmem.

    Çünkü beğeni düzeyim yüksektir. Ben halk değilim. Hiç kusuruma bakmayınız. Üstelik, her akşam kuş gibi evimde oturamayacağımdan, dizi ne kadar iyi olursa olsun, arada "bölüm kaçırmak" hoş olmayacaktır. Dizi, her akşam evinde oturmak zorunda kalanın eğlencesidir. Aynı zamanda bedavadır. Harcadığınız elektrik parası önemli değildir. Televizyon aygıtının "amortismanı" da ancak iktisatçıları ilgilendirir.

    Hiç üzülmeyin, Amerika'da da böyle, Avrupa'da da... Onların dizileri de ara sıra gözüme iliştikçe, Avrupa Birliği'ne giremesek bile, hiç olmazsa batıyla ayni basitlik, seviyesizlik ve dıngıllık düzeyine ulaştık diye teselli buluyorum.

    geçmişte bir türk dizisi vardı... Bu dizinin sonu için üç ayrı "versiyon" hazırlanmıştı. Arkadaşlar ciddi ciddi "hangi final daha iyi olurdu" konusunu tartışıp kazananı türk halkına servis edeceklerdi. şimdi geçmiş gün dizinin adını hatırlayamıyorum ama elbette içinizde hatırlayan çıkacaktır.

    Elbette bu bana, (sizin de hemen aklınıza gelmiştir belki), Doktor Kimble'ı hatırlattı... Kaçak doktor kaçıyor, Komiser Gerard kovalıyordu hani... Onun da üçlü sonu vardı, birinde doktor gerçekten karısının katili çıkıyor, birinde doktorun masum olduğu anlaşılıyor ve katil yakalanıyor, birinde de katilin Komiser Gerard'ın ta kendisi olduğu görülüyordu!

    Uyanık yapımcılar akla gelen her çözümü hazırlamışlar ve çekmişlerdi, her ülke, "kendi seyircisinin meşrebine göre" birini seçip oynatacaktı...

    Elbette Türkiye gibi pırıl pırıl, tertemiz, dümdüzgün, yasalara saygılı sosyal bir hukuk devletinde, bir komiserin katil çıkması düşünülebilebilemezdi. Doktorun katil çıkmasına da Tabipler Odası çok bozulacağından, TRT yetkilileri orta yolu seçtiler.

    mevzuyu yeterince sulandırdığıma göre mesajımı vereyim; herhangi bir sanat eserinin üç farklı sonu olması, bizatihi onun kötü olduğunun en basit göstergesidir.

    Düşünebiliyor musunuz, Suç ve Ceza'nın finallerinden birinde Raskolnikov gerçekten katil çıkıyor, birinde katilin o değil de sarhoş Marmeladov olduğu anlaşılıyor, birinde de Raskolnikov teslim olmuyor fakat Sonya'yla evlenip çoluk çocuğa karışıyor... Karamazov Kardeşler'in finallerinden birinde katil Smerdiyakov, birinde Dimitri, birinde ivan, birinde de Alyoşa!

    Madame Bovary bir finalde intihar ediyor, bir finalde kocasıyla barışıyor, bir finalde "dostuna" kaçıyor... Anna Karenina birinde intihar ediyor, birinde kocasına dönüyor, birinde boşanıp Vronski'yle evleniyor!

    Olur mu ulan böyle rezillik? Televizyonda oluyor.

    Olacaktır da, çünkü herkesin entelektüellik seviye bir olmadığından, siz 1080p filmi indirip, flash belleğinize atıp tv yerleştirip, "ecnebi filmi" izliyor olabilirsiniz ama "yemek üstüne çay demleyip çekirdek çıtlayanların" başka eğlencesi yoktur. Televiyonun çapı halkın çapına uyar. Her ülkede...

    Fakat bizde hazin olan, koca bir yazılı basının da televizyonla aynı dalga boyuna gelmesi, bu dandik eğlencelerin gönüllü reklamını yapmasıdır.
    5 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük