Paralı bir adam olmadığım kadar esprili de değildim.
Soğuk duvarlarımın korumasında içeride sıcak bir adamdım.
Gerçekçiydim ve umut vermelerine inanmıyordum.
Hayaller güzeldi ama bazı şeyler hayallerde bile olamayacak kadar yalandı.
Güzelin peşinden koşarken hatırladığımda kendimi şimdi her şey film senaryosu gibi geliyor.
Eskiden gidilen filmler,konserler ve tuttuğun takımın maçları gibi.
Kendini tanımadan,gelişimini tamamlamadan sevdiğinin celladın olduğu işleminin başladığı andan itibaren ayak basıyordun merdiveni bol hayata.
Mevsimler ve yıllar çabuk geçiyordu ve sen hala gençliğinde olduğu gibi sanatsal hayallerinin bir gün geceyi aydınlatacağından falan bahsediyordun.
Orta yaş bunalımına girmemiştin ama hala gençlik hayallerinin ebedi kaldığı idealist çıkmaz yollarda takılı kalmıştın.
Atı alan Üsküdar'ı geçmişti senden başka herkes dünyalığını cebine indirmişti.
Gerçek zenginlik olan sahip oldukların ve hatırladıklarının yanında muhteşem doğaya bakıp rol kesmeye çalışıyordun.
Her gece gittiğin Kara barda ucuz içki içip paha biçilemez kurgular yazıyordun kimsenin okumadığı sayfalara.