varoluşun sebeplerinden biridir. insanı özgür kılmak için değil, köleleştirmek için değil insan olduğunu bilmek, anlamak için emanet edilendir. biz kitabımızı, öğrendiklerimizi ruhumuzla birlikte sürükleyeceğiz. hassas terazide onun ağırlığı da hissedilecektir. ne kadar insanlık ?
mahremlerinizi kafanıza göre açın, serilin serpin değil de "hepiniz ayrı ayrı hesaba çekileceksiniz" ile özgürleştirmektedir! tabi ince düşünmek gerekir, yorumlama yetisi gelişime dayalı yahut gelişmiş olmalıdır ki anlayabilinsin. yoksa hiç kimse keloğlan 'dan mektubat yazmasını beklemez.
sonrasında insanlığın ne kadar gelişmesi gerektiği bizlere açık açık ifade edilmiştir. gelişmek, bilmek, öğrenmek insanlığın adabındandır. ifade edilmiştir ki bu kitap vasıtası ile ilerleyiniz. ancak arayıp bulmak yerine tartıp ölçüp biçmek yerine "yerinde saydırır bu kitap adama anam" demek daha yeğdir kimilerine göre. çünkü aleni bir biçimde beşeri düşünülür. şimdilerde amerika 'nın, zamanında avrupa 'nın medeniyet diye ortaya attığı yaşam biçimi daha yatkındır insanlara. çünkü rahatlık vardır ancak özgürlük değil! demokrasi gibi. sakar şakir gibi ondan bundan özür dilemelerle vakit kaybı açıkçası. medenilik bir tarikat şeklinde mi ifade edilir yoksa yaşam biçimimi. ben kara çarşafa sarılmış olsa da kapalı bir kadın gördüğünde onunla aynı şeyleri paylaşabilen bir şehir kadınına medeni diyebilirim ya da karşısındakine bildiğinden emin olduğu doğruyu yanlış gördüğünün düzeltilmesi için kullanabilen birisine. "ayy yine kapalılar doluştu, öğğ midem bulanıyor"ları çok duyduk. bu medenilik ise ben bir taraflarımla güleyim, bakımsız sakalla ağzı kapatan bıyık pis tırnaklı, atkılı gözlüklü leş gibi heriflerde entel olsun! aranıpta bulunamayan ancak birilerinin bulduğunu iddia ettiği medeniyet böyle birşey değildir.
kuran anlaşılmayı bekleyen bir kitaptır. insanların bunu ders kitabı gibi okuyup anlamalarına imkan yok iken toplumlar hep bu şekilde davranmışlardır. ancak böyle davranmak kadın programlarında mahalle karıları gibi çığırtkanlık yapan "prof"lara mahsustur. farz ı misal zanneder ki kurban hayvan kesmekten ibarettir.
geniş düşünmek için sadece felsefeye yönelenler kalıpçılık yapmıyorlar mı? neden direkt felsefe? çünkü kalıpçılık var. belki geniş düşünülür ise bir ömür boyu "acaba yaşam nedir" demek yerine, bu amaçla boş yaşamak yerine kalıplarının genişliğinde kuran 'a uymak çok daha medenice olacaktır.