içimde bir şeylerin bozulma korkusu.
Sanki kötü bir şeyler olacak ve yarı yolda bırakacak beni.
Yolda kalma ihtimali kafamın içini tırmalarken hayatı kaçırıyor olmak ne acı.
Kanserli hücreler gibi etrafımızı sarıp kuşatan parasızlık duvarları.
Korku filmlerinin korkunç karakterleri gibiydi.
Ölmüyordu namussuzlar.
Dirilip dirilip karşımıza çıkıyorlardı.
Kan ter içinde kalıp kan ter içinde kalmaya değmeyecek kazanç elde etmeye çalışıyorduk.
Küçük para birimlerine mahkum edilmiştik.
Öyle bir an geliyordu bir kaç kuruşa ihtiyaç duyuyorduk.
Bir kaç kuruş olmayan hayatta amaç bir kaç kuruş ötedeydi.
On beş kuruşu olmayan büfeden sakız alamıyordu.
Çalışmayı sevmezken ömür boyu çalışmaya mahkum olmak müebbet hapis cezası gibi.
Akşama kadar çalışıyorsun ve eve giderken marketten aldığın bir kaç zehirli gıda seni mutlu ediyor.
Eve bir şeyler götürebilmenin saadeti.
Farkında olmadığın için suçlu sayılmazsın belki farkındasın aslında.
Kazancın az,gereksinmelerin fazla.
Dengeyi tutturmak için oynadığın polyanna oyununda boş koltuklara oynuyorsun oyununu.
Sanki her an bir şey olacak felaketler önünde gerçekleşip sana yansıyacak.
Tedirginlik diz boyu.
Onlardan beslendiğimin farkındayım.
Karamsar düşüncelerim olmadan kendimi daha iyi hissedemem.
Başedebilirim kendi sorunlarımla.
Tek derdim kendim olsa keşke.
Ruhsal portremin enfeksiyon geçirme anlarında ihtimaller boyu gel gitler yaşıyordum.