Yüzyıldır maç yapıyorduk ve yüz yıl boyunca sıkılmadan yeniliyorduk.
Saman alevi gibi ara sıra parlayan umutlarımız bir türlü bizi şaha kaldıramıyordu.
Önümüze engel çıkmasa gücümüze gidiyordu.
Engeli kendimiz koyuyorduk önümüze.
Ruhsal sorunlarımız ve bedensel sorunlarımız her daim hatırlatıyordu bize kendilerini.
Ne zaman kendimizi mutlu ve umutlu hissetsek aralarında organize olup bizi bir şekilde alaşağı ediyorlardı.
Hayatı tasarlama çabasına düşerken kendi saflıklarımızın hesaplama hatalarında öyle bir kaç santim değil kilometreler uzunluğunda yanılarak düşünülen sapma paylarını egale ediyorduk.
Bu kadar olur bizim talih ve hayatla olan bağlantımız.
Herkese olur bize olmaz.
istekler ve idealler gani gani.
Sanırsın bereket fışkıracak.
Öyle bir şey yok.
Hayat kendi adamlarına torpil yaparken biz hala uzayan kuyrukta sıramızı bekliyorduk.