Büyük dünyanın içerisinde küçük sınırları olan yaşamı yaşıyordum.
Kendimi mutlu edecek kadar mutluluk hayalleri kuruyordum.
Beni mutlu eden yanımdakileri mutlu edecek zannediyordum.
En iyisini istiyordum aslında.
En iyiden anladığım buydu.
Çalışma saatlerimizin arasına sıkıştırdığımız tatile benzeyen anlarda havuza girip,piknik yapıp fotoğraf makinesine gülümsemek güzel şeyler.
Yol boyunca rock müzik kesitleri sunan kaset çaların sesini bastıran su isteyen müşterilerin telefon çağrılarına anlık sinirlensek de;
Onlar eve ekmek götürmenin sponsorları.
Hayatın iki yönünü oynamaya çalışırken benden başka kimse bilemez sırtladığım yükleri.
Müşterinin kapısında ve güzel bir hayat sunmaya çalıştıklarının yanında gülümsediğin kadar gülümseme olmadığını biliyorsun hayatta.
Konsantre olduğun mücadele anlarında amaç sonuç aslında.
Yeryüzünde daha iyi şeyler var elbet ama yapabileceklerimin en iyisi bu.
Yakınlarımın yaşadığı hayat bundan fazlası olabilirdi belki.
Ben kendimi böyle iyi hissediyorum.
Güzel bir evin içerisinde güzel bir şeyler yaşayıp sırf para kazanmak için dışarıya çıkmak zorunda olmak kötü gibi gözükebilir.
Kalan yaşamı sürdürebilecek para olsa cepte dışarıya ihtiyaç duymamak güzel bence.