En çok kendimi özlüyorum.
Keşmekeş içerisinde sağa sola doğru savrulurken aklımızdan çıkmayanlar dikkatimizi dağıtıyor tehlikeli oluyor yaşamın sokakları.
Tehlikeden uzak ruhsal dünyamızın dışına çıkma zorunluğundan dolayı özenelim diye kafamızı karıştıran şeyler oluyordu.
Daha iyi yaşam standartlarını görmek ilerliyor oluşumuzu toprağa gömüyordu.
Şekere gelen böcekler gibi anlık hazlar yaşıyorduk.
Keşkeli cümleler kurarken bile aslında biliyorduk karakterimizin önceden yazılmış basit senaryolara uymayacağını.
Kolayı seçersen sırıtırsın yakışmazsın kabul etmediğin hiç bir yere.
Başarılı yada başarısız sayılan hayat şartlarında kendini en iyi hissetmenin yolu boyası eskimiş bir duvarın önünde kendini yargılayıp savunmalarını kağıda yazman.
Her şey boşta ben çok kendimi özlüyorum.
Kurduğum hayalleri ve kafasına göre yaşanan herkesin siktir edildiği benci bir yaşam.