şimdikiler gibi makam araçları olan milyon dolarlık mercedesleri eşine dostuna peşkeş çekmezdi. yerli üretim olan Renault safrane'a binerdi. kendi aracını makam aracı yapmıştı. neredeyse mazotunu bile kendi koyacaktı.
halkından korkmazdı. ben pazara gidiyorum gelmeyin derdi korumalarına torbalarını kendi taşırdı eve. bazılarının karısı gibi lüks giyim mağazaları kapatmazdı Rahşan hanım.
çok zor zamanlarda ülkeyi yönetti, elbette her siyasetçi gibi hataları oldu. o gün mecliste "şu kadına haddini bildirin" demek yerine bunun aslından nasıl bir kumpas olduğunu anlayabilse çok farklı olurdu. belki de o gün solun bittiği andı.
dünyanın en yetenekli siyasetçisi değildi belki de. hele akıl oyunlarından hiç anlamazdı. Abdullah öcalanı bize niye verdiler bende bilmiyorum demişti. gerçi bizde bilmiyorduk o zamanlar. nerden bilebilirdi ki abdullahı verip fethullahı aldıklarını...
açık sözlü ve tutarlıydı. bazıları gibi ağzından çıkanlar aynı konu için her sene farklı olmazdı.
onun alçakgönüllülüğünü eziklik olarak düşündü bazen insanlar ama onun egoları yoktu.
beyfendiydi. Süleyman demirel onu yıllarca kışkırtmasına rağmen centilmenliğini korumayı becerirdi. bazıları gibi her mikrofonun önüne geçtiğinde birilerini tehdit etmezdi.
sol görüş neticesinde antiemperyalistti. antiemperyalist olup başbakan olmuş 2 kişiden biriydi.
cesurdu da. belki de hiçbir yönetimin cesaret edemeyeceği Kıbrıs harekatı için son sözü söylemişti.
mal varlığı. tüm siyaset hayatı boyunca alabildiği 2 adet ev idi. mirasını da devlete bırakmıştı. gemicikleri yoktu.
milliyetçiydi. hatta şuan mhpnin başındaki cibilliyetsizden bile daha fazla milliyetçiydi. özellikle şu sözleri ne kadar da manidar ;
"milliyetçi hareket partisinden milliyetçilik dersi almamıza gerek yok, biz milliyetçiliği sokak duvarları değil Kıbrıs topraklarına yazdık zaten"