Taze ölüyü bekler ya mezar, öyle bekledim ayrılığı sanki. Onu öyle sevdim ki; kokusunu içime çektiğimde burnumun direği sızlardı. Bir gülüşüyle dağları delebilirdim isteseydi. Onun iyiliği için çabaladım, çabaladım. Anlamadı beni. Şimdi o gitti, geride bıraktığı bir şiir kitabı, bir kaç evin dolabına yapıştırılmış küçük not ve burnumda kokusu. Onun için yaptım dedim ya herşeyi. O şu an benden nefret ediyor. Bana dediği cümleler yüreğime ağırlık yapıyor. Taşıyamıyorum. Pişmanmış benimle olduğundan, çok pişmanmış. Ben bu kadar kötü bir adam değilim ki. Papatyalar solmasın diye çiçek buketi almayıp, küçük saksı şeklinde alan adamım ben. Bir garip papatyaya kıyamayan adam sevdiceğine kıyabilirmi allah aşkına? Sabah kahvaltıya onun sevdiği zeytini almak için kışın soğuğunda 2 kilometre yürüyen adamım ben. Niye kötü olayım ki? Bir kere bile aldatmadım onu. Bir kere bile başka birisiyle temasım bile olmadı. Bunu nasıl diyebiliyor ki bana? Vicdanı rahatmı acaba. Bu kadar kötü müyüm yoksa ben. Neyse ne işte. Bitti ya bitikler. 3 sene toz oldu uçtu ya. Olsun çok güzel yaşadık herşeyi, iyiki hayatıma girmiş benim. Keşke o da aynı şeyleri benim için söyleyebilseydi. Olsun varsın nefret etsin benden. iyi olsun ya, belki çocuklarına ileride bizim koyacağımız isimleri koyar. Bir parkta görürüm onları fena mı olur. Bir rüzgar eser derinden, kokusu burnuma dokunur. O koku bana 10 sene yeter. Kana kana sevmeye..