"öyle ağırdır ki ezilirsin altında, söyleyemezsin sevdiğine sevdiğini, tutamazsın pamuk ellerini, bakamazsın badem gözlerine uzun uzun, sarılıp uyuyamazsın bütün gece, çekemezsin o mis kokusunu içine doyasıya, kahrolursun içinde; gözünden yaş gelmesede kan ağlar için hergece.."
diye tanımlamışım zamanında. hakikaten o kadar can yakar ki dayanılamaz bir hal almaya başlar gün geçtikçe. ama ulaşılamayan bir defa elde edilirse, ne o büyü kalır ne de mükemmellik. platonik aşk ulaşılamayanın mükemmelliğine hayran olup acı çekmektir kısacası. çünkü ulaşılamayanı insan gözünde mükemmelleştirir ve aslında kimse o kadar mükemmel değildir.