Aldatılmaktan ve kandırılmaktan bıkmamak.
AKP'lilere ve evet'çilere düşman gözüyle bakmıyorum ben. Dün çok uzun zamandır AKP'li olan bir arkadaşımla oturup çay içiyorduk.
Evet diyeceksin değil mi dedim. Sağ elini göğsünün üstüne koyup "inşallah" dedi.
"Baba başka" dedi... Baba dediği Erdoğan. "Baba öl desin ölelim vur desin vuralım" dedi.
"Bu kadar basit mi" dedim... "Adam kendi de söylüyor aldatıldım, kandırıldım" diye. Ya "O vur ya da öl derse, sen de vursan, ölsen ya da öldürsen ve sonra da yeniden "Aldatıldım, kandırıldım, hata yaptık" derse" dedim...
"Allahın yazdığı olur bir saatten sonra abi" dedi...
"iki tane kızın var değil mi"
"Evet...?"
"Onları arabayla bir yerden bir yere götürürken çocuk koltuğuna bindiriyorsun ya da emniyet kemerlerini takıyorsun değil mi"
"Ya öyle bir şey değil abi...Anladım ne diyeceğini"
"işte tam da öyle bir şey... Ama bizim milletimiz pek bir sabırlıdır. Pek bir dayanıklıdır ve içinde son ana kadar umut barındırmayı da bilir. Ama bir de kötü tarafı vardır bu huyun, bozuk yumurtanın kokusunu alır ama emin olmak için illa ki ağzına atıp bir lokma yer. O hesap"
"Gerekirse o yumurtayı yiyeceğiz o zaman"
"Hep beraber yiyeceğiz sonuçta. Sadece şunu merak ediyorum. Burada seninle kimi zaman ne tartışmalar yaptık. O zaman da adam ne derse onu savunuyordun. Ben o zaman da aynıydım şimdi de aynıyım. O zaman da sana "bak şu şu konularda hatalı, bu iş başına bela olacak ülkeye de yazık olacak diyordum. Demiyor muydum?"
"Diyordun abi..."
"E ne oldu peki... Ben Feto'ya ne diyordum, PKK ile barış olmaz diyordum, demiyor muydum? "
"O zaman ki koşullar öyleydi, öyle davranmak gerekiyordu"
"Ergenekon'dan yıllarca hapis yatan insan içinde suçsuz diyordum..."
"Oooo... Abi çok eskilere gideceksin"
"Kardeş... Adamlar 4-5 sene hapis yattı, bazıları öldü. Sinek mi bunlar. insan yahu... Hata yaptık pardon demekle hemen çözülmüyor bazı şeyler. Bak bugün de başkaları hapiste."
"Abi hiç çeneni yorma ben "evet" diyeceğim"
"Biliyorum. Fikrini değiştirmeye değil çabam gözünü açmaya. Hiç bir hatası yok mu bu iktidarın ve bu adamın"
"Yok abi... Hiç bir hatası yok. Her yaptığı da doğru."
"Yuh..."
"Öyle... Boş ver, ben senin sen benim fikrimi değiştiremezsin"
O sırada yaşça daha ileri bir abimiz geldi. Bir kolunu arkadaşımın omzuna koydu.
"Biz onların boyunlarına demin halkalar geçirdik. Bunlar çenelerine kadar dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır. Önlerine bir set, arkalarına da başka set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; onlar artık göremezler. Sen ha onları uyarmışsın ha uyarmamışsın, onlar için fark etmez inanmazlar." deyiverdi.
"Ne diyon abi" dedi...
"Ne okudum lan ben... O kadar din iman dersiniz"
"Dünya kadar dua var. Bir dua okudun da ne bileyim hangisi"
"Sen biliyon mu lan" diye bana da sordu abi...
"Ya'sin suresi" dedim...
"Ben arapçasını biliyorum.Türkçesini bilmiyorum"
"Oğlum ne okuduğunu bilmedikten sonra neye yarar. Her cuma okuyorum demiyor muydun sen?"
"Okuyorum da arapçasını..."
"Sen ne zaman okuyorsun"
"Valla ben açıkçası uzun zamandır okumuyorum. Ama Lise 2'de kalmamak için çok okuyordum. Ama ben Türkçesini de okuyordum".
"30 sene önce yani..."
"Yani..."
Sonra benim arkadaşa döndü ve "Neden hayır diyeceğimizi biraz olsun anladın mı" dedi... "Böyle biat etmek istemiyorum kardeşim ben... Belki sen kazanacaksın ama ben haklı olacağım."