başlık aslında "hollanda olayında kazançlı çıkan grupların hollanda'daki sağ parti ve ak parti olması" olacaktı ama malum karakter sınırı. bu başlığı açmamın tek sebebi bu süreçte kaybeden kesimin biz 'hayır' oyu vermeyi düşünenler olduğuna inanmam ve "avrupa ve chp birlik olmuş diyen" andavallara bir cevap vermek istemem.
bana göre; bu gerginlikten hem hollanda'nın sağ partisi, hem de akp kazançlı çıkıyor. yani iki taraf için de 'win-win' durumu var. hayır bunu aralarında illaha 'danışıklı bir dövüş var' anlamında filan söylemiyorum. gerçekten şu an ilişkiler oldukça gergin. sadece bu gerginlik hem hollanda'daki sağ hükümet ortağına, hem de rte'ye oldukça yarıyor. burası kesin.
olaya önce hollanda açısından bakarsak, öncelikle genel olarak batı'da, özel olarak ise avrupa'da sağ görüşün tekrar yükselişe geçtiğini görmemiz gerekiyor. küreselleşme denilen olgu batı sermayesini birçok dertten kurtarmış olsa da, batı toplumu için aşılması zor bir takım sıkıntılar yarattı. ülkeleri batı'da yaşayabilmek adına ucuz iş gücü olmayı kabul eden gurbetçilerle ve özellikle arap baharından sonra mültecilerle doldu. zaten kültür olarak bu kesimler bir türlü birbirleri ile kaynaşamadılar. öte yandan, kendilerini oldukça vuran ekonomik kriz ve artan işsizlik oranları, avrupa'da ciddi bir müslüman düşmanlığını beraberinde getirdi.
bu ise hem avrupa hem de amerika'da popülist politikalar ve söylemler izleyen sağ partileri oldukça güçlendirdi. bunun ilk örneği ingiltere'nin brexit sürecinde kendini gösterdi ki hatırlayın evetçilerin seçim programlarının dayanaklarından biri 'türkleri istemiyoruz' söylemiydi. daha sonra benzer süreçleri, birçok farklı avrupa hükümeti ve trump'ın meksika ve zenci karşıtı söylemleri ile amerika yaşadı. bu bakımdan, hollanda'nın çavuşoğlu'nun referandum etkinliğini engellemisi, daha sonra da göstericilere şiddet uygulaması gelecek seçimlerde sağ görüşlü seçmenlerin oylarını konsolide edebilmek amacı taşıyor gibi (ki hollanda'da yaklaşık 5 milyon sağ seçmen olduğu söyleniyor. bu hollanda için çok büyük bir rakam). yani özet olarak hollanda sütten çıkmış ak kaşık filan değil ve yaptıkları, 'biz türkiye'de demokrasiyi bitirecek bir referanduma izin veremezdik' savunması pek doğru değil. zaten nasıl bir popülist politika izlediklerini "http://www.bbc.com/turkce...erler-dunya-37423434" ; buradan görebilirsiniz.
olaya rte açısından bakarsak ise; hepimizin bildiği gibi akp'nin 'evet' oyunu savunabileceği herhangi bir meşru argümanı yok. çünkü yeni anayasa paketi demokrasi getirmek için değil, tamamen diktatörlük getirmek için tasarlanmış. maddeler ortada. isteyen kişiyle bunu sabaha kadar tartışabilirim. bu sebeple, akp'nin elindeki tek seçenek (her zaman yaptıkları gibi) hırs ve düşmanlıkla tabanını mobilize etmek. bunu da zaten en başından beri 'hayır diyenler teroristtir, hayır diyenlere bakın oyunuzu ona göre verin' gibi söylemlerle yaptılar. almanya ve daha sonra da hollanda'nın yaptıkları ise akp için kelimenin tam anlamı ile 'hayat suyu' oldu. sıkışan propaganda retoriğini 'işte bakın avrupa'da hayırcı çünkü güçlü bir türkiye istemiyor' ile desteklemiş oldu. hepimizin bildiği gibi bizim ülkemizde de tarihsel ve sosyolojik olarak 'bütün dünya türk'e düşman, korkuyorlar bizden' mantığı var. bu sebeple, özellikle akp milliyetçi kesim ile bu kadar angaje olmuşken, bu taktik bence işe yarayabilir. zaten akp'de hollanda'nın kabul etmeyeceğini bildiği ve olayı iyice kızıştırmak istediği için betül sayan'ı hollanda'ya göndermeye filan çalıştı.
kısacası hollanda'nın bu yaptığı hem kendisi hem de akp için oldukça yararlı. sadece demokrasi kaygısı taşıyan ve bu sebeple hayır oyu veren bizler için kötü. o bakımdan hollanda güzellemesi yaparken biraz daha dikkat edin derim ben.