gece yarısı haşlama yumurta yendikten sonra çay faslına geçilir. çay dediysem de öyle demleme çay değil. önce kettel'da su ısıtılır. sonra kettle'ın içine bir kaç tane poşet çay sallanır, yemek kaşığı ile çorba gibi karıştırılmak suretiyle çayın renk alması beklenir ardından bir süre dinlendirilmeye bırakılır. bu nedenir hiç bilinmez, sorgulanmaz. ardından biri tamamdır, dolduruyorum çayları der ve çay faslı başlar.
bu girizgahtan sonra gelelim aslolan meseleye. iki arkadaş ( b ve c) bu şekilde çay keyfi yaparken içeriye a kişisi gelir.
a: ooo moruk ortam yapmışız. çay var mı ya?
b: var var gel otur.
a: dur bardak getireyim kendime.
b: gel lan kamil'in bardağı var ondan içersin.
a: kirli lan bu.
b: lan bir bardak içip sittir oldu gitti bi şey olmaz.
a: iyi tamam.
b: ama ılımıştır çay.
c: aga imamın abdest suyu gibi olmuş, içilmiyo. ısıtmak lazım.
b: ısıtalım o zaman. ben de içemeyecem bunu.
a: olum fazla su yok lan. hepimize yetmez bu.
b: o zaman bardaktakileri de dökelim kettle'ın içine.
c: olur mu lan öyle?
b: olur lan ne olacak sanki.
a: şeker atmışmıydınız çaylara?
c: he üçer tane.
b: ne olcak olum ya. bi şey olmaz. sen de şekerli içmiyon mu zaten.
bardaktaki çaylar kettle'ın içine boşaltılır. tekrar kaynatılır. odaya sonradan gelen arkadaş kaynayan suyu masaya getirir ve çayları doldurmaya başlar. bir ara gözü yumurta kabuklarına takılır:
a: olum siz çaydan önce yumurta mı yediniz..
b: he ikişer tane yuvarladık. ekmek arası.
a: hem de haşlama. üstüne de çay. sonra çaylar kettle'a.
b: he ne olcak ki?
a: olum ya çok iğrenç insanlar olduk biz ya!.