Beşiktaş'lıyım. Babam Fenerbahçelidir; ikimizin de geçmişinde herkes kadar futbol oynamışlık var; babam benden daha profesyonel oynamış vaktinde. ikimiz de fanatik değiliz; oturup bağırıp çağırmadan maç izleyebiliriz;
inönü Stadı'nda Beckanbauer'i canlı izlediğini gözleri parlayarak anlatır; taraftarların karışık oturup kavga dövüş olmadığını, Pazar günleri inönü'de iki maç arka arkaya seyredip köfte ekmek bira yaptıktan sonra eve geldiklerini. klasik hikayeler.
Cemil Turan favorisidir. "bi baldır vardı..." diye başlar, tatlı anlatır. bi de Rıdvan. "aniden dururdu böyle, el freni çekmişsin gibi.." diye girer, "o kazma Yesiç sakatlamasaydı" diye bitirir; "Messi olurdu o çocuk Messi.." diye ekler.
dünkü kayseri maçından sonra kanalları gezerken ntvspor'da durdum, bakiyim dedim Rıdvan ne diyecek. babam "geç şu adamı." dedi. niye ya dedim fenerbahçe yenilince zevkli olur bunu izlemesi.
"yok ya" dedi. "sattı bu çocuk kendini; bitti benim gözümde."
103 gollü şampiyon sezondaki performansı, Altaya attığı şahane gol, aniden durması, Hayrettin'i delirtmesi bir sürü hikayesini muktedirlere sevimli görünmek için sattı bu adam.
milletin hafızasına kazıdığı o kadar güzel hatırayı çok şık bi koltukta gözlerinde kazanacağına olan inancın parlaklığı ve yüzündeki vıcık vıcık gülümsemesi ile "sen de var mısın karrrrşim" derken sildi attı.
kendisi de farkındadır muhakkak, yapmıştır hesabını. demek ki değiyor, değecek. bu işlerin sonu ne olur göreceğiz ama Yesiç'in kulakları artık daha az çınlayacak. o kesin.