kendisinde hafif tayyipvari bir hava sezilen teknik direktör.
tüm dünya basını kendi ülke takımları yenildiği zaman futbolcuları, teknik ekibi çoğu kez yerin dibine sokar. zidane lar, beckham lar ne badireler atlatmıştır bu alemde. o basın ki bush u, blair i köpek tasmasıyla manşetine taşır. yanlışlarda adamın ağzına sıçar sıvar oranın basını. okumazsan etmezsen bilmezsin tabii, sanarsın ki tüm yıl boyunca her maç sonrası basın o takımların arkasındadır. yenilseler de " sağlık olsun " havasındadırlar.
ama öğle değildir sinyör terim. sizin bu takıma kattıklarınız tartışılmaz. evet son iki galibiyet ve belki de turnuvadaki muhtemel bir yarı final, hatta final, hatta bir şampiyonluk sizin eserinizdir. sizin futbolculara aşıladığınız motivasyondur ama eğer eksikleriniz ve yanlışlarınız üzerine basın sizi eleştiriyorsa dönüp bir bakmak, onları okumak, iyi kötü yanıyla tartmak lazım. evet basında hatta bu sözlükte bile ( bazen duygusal takılan ben de dahil ) bir sürü dallama var, yalan yanlış yazıp duruyorlar ama olaya biraz soğukkanlı yaklaşınız efenim. ilk maçta arda oynamadı diye bir grup size ateş püsküyüyorsa bunun bir sebebi vardır. ve kader son iki maçta bu sebebi açıklamıştır. tıpkı sizin bazı isabetli tercihlerinizde olduğu gibi. doğrudur meyve veren ağacı taşlarlar ama " yapıcı eleştiri "leri de algılayabilmelidir mucize zaman alır diyen birisi.