düşün bir kere; yanında bir adam yatıyor ve sabaha kadar horluyor, kendi uyurken seni sabaha kadar uyutmuyor. sevmesen katlanabilir misin buna?
sen onun bebeğine bakıp büyütmeye çalışırken o bütün akşam sadece telefonunda yahut bilgisayarında oyun oynuyor. ne bir sohbet ne bir güler yüz.
saatlerce uğraşıp yaptığın yemeği beğenmiyor, burun kıvırıyor. hatta bazı zamanlarda bu yemeğin onun en sevdiği yemek olması da bunu değiştirmiyor.
senin acını sahiplenmiyor. sen onun her türlü sıkıntısını, acısını o daha söylemeden farkederken; o senin canını en çok yakan şeyi bile görmüyor, yanında olmuyor, bir kere sarılıp da saçını okşamıyor. hatta kötü günü geçtim bazen iyi gününde de yanında olmuyor.
bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de düşün ki bu adam alakalı alakasız zamanlarda her canı istediğinde sana sahip oluyor yahut olmak istiyor.
bütün bunlara katlanmak yahut katlanabilmek için sevgi bir yerden sonra yetmiyor güzel kardeşim. verilen sözlerin tutulmadığını görmek insanı üzüyor. gözünden dökülen gözyaşının ardı arkası kesilmezken, sen acıdan kıvranırken, düşüp de kalkmaya uğraşırken "eşim" dediğin insanın bu hallerini görmezden gelmesine katlanabilmek için sevgiden fazlası gerekiyor bir yerden sonra. geçeceğine dair umudunu da yitirdikten sonra artık geri dönüşü çok zor.