babamın ve benim ölesiye nefret ettiğimiz, hakkında güzel hatıralara sahip olduğumuz kişi. babam kendisinin uğursuz olduğuna kendisini öyle inandırmıştır ki, ilker yasin'in sesini duyduğunda küfretmeye başlar hale gelmiştir. gene bir beşiktaşuefa kupası macerasında kanal d'deyizdir ve maçı ilker yasin anlatmaktadır:
b - (babam)
o - (okanist)
b - gene o uğursuz herif çıktı di mi okanist? cenabetin evladı ne zaman bizim maçı anlatsa ya yeniliyoruz ya berabere kalıyoruz. skiim ilker'ini de yasin'ini de.
o - baba biraz abartmıyo musun ya? adamla ne alakası var, bok gibi oynuyo bizimkiler kaç maçtır.
b - sen sus. bu takım barcelona'yı yendi, chelsea'yi yendi iblis. bu anlatsaydı o maçları tarihi fark yerdik.
o - ehehe peki baba öyle olsun.
(bu arada maç başlar, beşiktaş süper oynamaktadır, fakat çok şanssızdır. top direği yalar dışarı çıkar vs.)
b - al işte ne dedim sana. koskoca türkiye'de spiker yok mna koim.
o - (haklı lan galiba bu ne şanssızlık?) valla öyle baba.
(dakika 75 falan olmuştur, iyice strese girmişizdir, bir gol bulmamız şarttır artık. babam burada müdahale eder ve kanalı star'a çevirir. o da ne? star'da da bizim maç oynamaktadır! açtıktan 1-2 dakika sonra:)
spiker - evet sayın seyirciler beşiktaş çok hızlı geldi ve goooooolllll!!!
o - goooooooolllll! gooooll! gol be!
b - (ilker yasin'e bilimum küfür) ! gooooll!!
maçtan sonra peder bir sigara yakar ve gülümseyerek:
b - "gördün mü? ehehe." der.