herkesin hakkında en az bir kez konuştuğu, bazılarının tek konuştuğu "duygu".
François duc de La Rochefoucauld, "insanlar, aşk diye bir şeyin olduğunu bilmeselerdi, birçoğu aşık olmazdı." demiş. ben önceki entrylerimde uzun uzun, bir şeyler söylemeye çalıştım. nedense kendi söylediklerime katılmıyorum da bi' yandan. 7
bu adamın söylediğinden hareketle; aşk denilen şeyin var olduğunu düşündüğümüz için, hoşlantı dairemize giren herhangi birine hissettiğimiz şeyin aşk olduğunu düşünüyoruz. özellikle, bize iyi hissettiren, devamını gelmesini istediğimiz "gönlümüzün hoş tutulması"na abartılı anlamlar yüklediğimiz zamanları kastediyorum.birini olduğu şey için sevmek, birlikte vakit geçirmekten zevk aldığımız birine yönelmekten üstündür. zaten ikinci durumda, o kişinin yerini alabilecek sayısız insan vardır.
bu konuyla ilgili başka bir mesele daha var. insanların sürekli, "ben çok sevdim, ama o beni sevmedi.", "zaten kimden hak ettiğimizi gördük ki?" gibi sitem ifadelerini kullandıklarını görüyorum. ama kimse kimseyi bilinçli bir şekilde sevemez ki. sevmek seçim değil, "başa gelen" bir şeydir. insanların sizin sevginize karşılık vermemesi, ahlaksızlık değil; aksine erdemlidir. olmadığı, hissetmediği gibi davranmıyordur, demektir. aşkta ham duygular vardır ve ahlak yoktur. insanları bize hissettiği ve ya hissetmediği şeyler için suçlayamayız. eğer bunu gerçekten hayata geçirebilsek, üzülmezdik bile.