şahsımı sırf şu kadar senelik cm kariyerimle milli takım teknik direktörlüğü konusunda umutlandırmış adam. evet bu kadar ileri gidiyorum. hatta daha da ileri gidebilirim. ama neyse durayım...
fatih terim diyoruz. türkiye'nin yetiştirdiği en iyi teknik direktör diyoruz. pohpohluyoruz. büyütüyoruz. onun yanında şenol güneş'i, mustafa denizli'yi, ersun yanal'ı adam yerine koymuyoruz. peki o bize ne veriyor: koskoca bir ego balonu, tamamen keyfi bir kadro, hatır-gönül çerçevesinde alınmış en az 5-6 adam... e elimizde patlıyor haliyle.
bu maça gelmeden önce açık söyleyeyim, hatta buraya yazdığım entryler de şahidim olsun ben final için ümitliydim. düşün ki yarı finali falan değil doğrudan finali düşünüyordum. duygusallıkla falan alakası yok bunun. beni ümitlendiren avrupa futbolunun geldiği nokta ve milli takımlar düzeyinde şahit olduğumuz kısırlıktı. güveniyordum takıma. ama öyle bir portekiz maçı izledim kii "allah'ım kör et beni" şarkısını haykırmaya başladım. ben şu son 10 senede böyle aciz bir oyun hatırlamıyorum. ne oyunu, oyun bile oynatamadı ki topçulara... tam bir rezalet vardı sahada. ve inanın an itibarıyle şu satırları döşenen ben dahil bu ülkedeki herkes fatih terim'in yerinde şimdi şenol güneş olsa yaka paça turnuva bitmeden kendisini kovardık. böyle bir kredi sahibi işte bu adam. ama o krediyi yedikçe yiyiyor.
şimdi en başa dönelim:
terim, 26 kişilik kadroyu açıkladığında aslında kişisel ilişkilerinin milli takıma damga vuracağını anlamıştık. ümit karan diye bir adamın milli takım kariyeri olmadan futbol hayatını noktalayacak olmasının en büyük nedenidir bu adam. fatih tekke diye bir futbolcuyu, üstelik çok da ihtiyaç olunan özelliklere sahip olmasına rağmen, bizim sistem dediği sisteme(artık her ne sistemiyse) cuk oturduğu halde kadroya almayan bir insan evladıdır bu adam.
sağ bek desen sağ bek değil, sağ kanat desen sağ kanat değil, orta saha desen o hiç değil bir sabri sarıoğlu'nun, kendi takımında bile kabul görmeyen, kendi takımının taraftarının bile tahammül edemediği sabri sarıoğlu'nun o kadar hak eden adam varken kariyerine bir avrupa şampiyonası ekleyen adamdır fatih terim.
bayern münih'in sağ kanadında sakatlanana kadar değişmez oyuncu olan hamit altıntop'u sağ beke mahkum edendir fatih terim.
şu sıralar askerlikten yırtmaktan başka hiçbir gayesi olmayan, futbolu her daim lütfen oynamış olan tümer metin'i kadroda tutup, almanya'nın hep hayıflanarak izlediği, kendi milli takımlarında görmek istediği, onun yüzünden yasalar çıkardığı yıldıray baştürk'ü kadrodan çıkaran adamdır fatih terim.
say say bitmez yanlışları hala sürdüren ve daha da sürdürecek olan biridi fatih terim. portekiz maçının hemen öncesine kadar, her şeye rağmen oldukça ümitli olan beni bu satırları yazmak zorunda bırakan kişidir fatih terim... gerçekten yazık...
------
7 haziran 2008 portekiz türkiye maçına gelelim. gerçi gelmiş geçmiş bir maç. daha iki maç var. tanrı yukardan bir koç gönderip üç günde bu takım adam olursa belki üst tura da çıkabiliriz. ama bu maçın yarası bizde kolay kolay silinmez. tekrar ediyorum: futbolun hayatında çok önemli bir yer ettiği biriyim ve ben yıllardır böyle rezil, böyle aciz bir oyun, böyle tuhaf, böyle ne yaptığı bilmeyen oyuncular, böyle iğrenç bir sistem görmedim.
ilk 11 açıklandığında ağzım kelimenin tam manasıyla açık kaldı. yorumcular vs. morallerini bozmadan "fatih terimportekiz'i durdurmak üzerine planını yapmış anlaşılan..." tarzında sözler söylediler hemen. kimse aciz bir oyun beklemiyordu ne de olsa. şimdi tamamen cm bilgimle konuşuyorum: eğer karşında portekiz gibi bir takım varsa yapacağın tek şey vardır: kalabalık bir orta saha kurup, topu mümkün olabildiğince kendinde tutmak. tıpkı şenol güneş'in dünya kupasında türkiye'yi brezilya'ya karşı oynattığı gibi. elindeki kadroda buna uygun isimler kimler? hamit, emre, aurelio, ayhan, mehmet topal(şimdi bu ismi yazdım diye dalga geçenler olacaktır. lâkin mevlüt'ün, kazım'ın olduğu bir kadroda bu adam niye olmasın ki?)... sen ne yapıyorsun? hamit'i sağ beke çekiyorsun. hesapta ronaldo'yu(ya da simao'yu) kontrol edecek. iyi de kardeşim, sen ronaldo'ya top atacak adamları kilitledikten sonra karşısında sabri de olsa o adam zaten bir şey yapamaz ki...
bu tip maçlarda teknik açıdan da yeterli düzeyde olmak lâzım. yine cm bilgimle konuşuyorum: eğer portekiz gibi bir takımla oynuyorsan, bu takıma karşı elinde teknik kapasitesi yüksek topçular kullanırsın ki, rakibin rahatsız olsun, dengesi bozulsun. "flair" diye bir terim var. oyunun gidişatını her an değiştirebilme yetisi, özel yetenek demek. bizde "flair"i yüksek olan topçular kimler? yıldıray(kadrodan çıkarıldı), arda(yedek kulübesinde), gökdeniz(yedek kulübesinde)... bu adamları en azından maç esnasında kullanmış mıyız? hayır.
nereden bakarsan bak rezalet, neresinden tutarsan tut elinde kalıyor. tamamen bir teknik direktör yanlışlar dizisi, bir facia...
------
ha oyuncular desen onlar ayrı bir komedi. oyunu kursun diye sahaya sürülen emre allah'tan bu maçtan önce fenerbahçe'yle kontrat imzalamış dedirtti resmen. gökhan zan bir beşiktaşlı olarak sezon boyunca beni verem ettiği yetmiyormuş gibi bir de milli takımda buna devam etti. ayrıca bu dünya üzerinde rakibine tekme atıp sakatlanan bir başka oyuncu var mıdır allasan? kazım'ı herkes iyi bulmuş. anlamak mümkün değil. mevlüt'ün ayağına top değdiğinden şüpheliyim. nihat birkaç ters top dışında varlık gösteremedi. ha şimdi "yalnız kaldı, top alamadı" diyenler olabilir, haklılardır. ama sen sahaya takımın yıldızı diye sürülmüşsün kardeşim. gerekirse orta sahaya gelip top yapacaksın, ne bileyim sağa sola savuracaksın kendini. bi dakka bi dakka, aslında şunu desem yeter: aurelio bile kötüydü. anlayın artık...
öte yandan bu adamları buraya getiren terim. öyleyse bunları oynatacak olan da terim. adamlar ne mental olarak, ne fiziksel olarak turnuvayla alakası olmayan bir takım görüntüsünde. bunun baş müsebbibi kim? milli takımlar baş sorumlusu(hey yavrum hey! unvana bak imana gel!) fatih terim. ne yazık ki fatih terim. o itici egosuna, sadece küçükleri değil büyük dağları da ben yarattım edalarına rağmen bir şekilde güvendiğimiz fatih terim. maalesef...
daha da yazasım var ama kesiyorum burada. çok üzüldüm gerçekten. yenilmemiz üzmezdi beni. ancak böyle rezil bir oyunla yenilmek gerçekten yaraladı. hele hele "averaj takımı olur" denen avusturya'yı izledikten sonra. bundan sonra neler olur, bilinmez. hala gruptan çıkma şansımız var. umarım çıkarız. fakat böyle bir şey olursa açık konuşayım, ben bunun altında fatih terim imzası aramayacağım, çünkü olmayacak. sanırım biz bu turnuvada bir şeyler yapacaksak fatih terim'e rağmen yapacağız...
-------
bu arada burası yeri değil ama yazmadan geçemeyeceğim. portekiz'deki moutinho nedir arkadaş? bu ne yetkinlik, bu ne futbolculuktur? parmak ısırttı resmen.