ankara

entry9987 galeri ses6
    7153.
  1. şiiri söyleyeni hiç sevmesemde.

    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
    kimse kemen çalmazdı belki ama
    çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış
    gri, sisli,binalar... 

    alnının ortasında 
    ciddi bir devlet asabiyeti
    çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar
    bu zulüm, bu sevda bitmezmiş
    sevmek bir halkı sevmekse
    aşk o zaman sevmekmiş
    (biz bir şeyi delice severiz ama tanrım neyi)
    kahve önü çatlak mozaik
    bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde 
    çok sigara içen 
    öğrenciler... 

    bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken
    hep onu sevmeyenleri severek
    hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak
    karışarak toplumcu, gerçekçi yalnızlıklara
    yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını 
    bir izmirli güzele dayatmak varken
    (hep kardeş olacak değiliz ya,
    yaşasın halkların sevgililiği)
    soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan
    dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan
    fırat'ın büyük elleri
    ararat'ın kızgın yelleri
    cilo'nun derin nefesleri
    hülasa kente hukuk mukuk okumaya 
    mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
    anadolu çocukları

    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    asfaltlar ışıldar, bu tutardı resmi yalanlar
    belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar
    çok dibimiz dolmuştur
    ve çoğu zaman bu kar mevzuu
    kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

    hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar 
    hüzünlü gelmez ankara'da
    yoksa bugün bir hayat yaşanmayacak mı duygusu
    çöker bütün bozkıra

    kimse keman çalmaz belki
    belki bu film hiç bir zaman
    o kadar fiyakalı olmayacak ama
    hiç bir lahmacunda
    o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantanınkinin
    tadını vermeyecek bir daha
    çok daha iyilerini yedim sonra
    bizzat urfa'da hatta
    ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya

    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    çok yabancı soluk duyulur bazı
    bilinmez bir dilin ıslığından
    anla ki yine sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar
    öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
    bu kadar insanın neden ankara'yı bu denli çok sevdiğini anlamadan
    ankara'da yaşamak

    yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama
    biz her duvara bir vesile
    onların adını yazarak yaşadık
    kül ve betondan mürekkep
    yaşadıkça yaşanılası gelen
    o tuhaf bozkır kokusunda

    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
    biz,
    şimdi kapalı bir kuruyemiş dükkanının
    -ki bütün plan kar altında
    tuzsuz ayçekirdeği çitleyip
    yanı sıra bafra içmektir-
    kötü ışıklandırılmış vitrininden
    umutsuzca içeri bakan
    kimliği gereğinden fazla sorgulanmış
    merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş
    -yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir-

    doğduğu yer yüzünden
    doğuştan kavgacı zannedilen 
    ama pek çoğu kavgadan nefret eden
    kavgacı, esmer,cesur, korkak
    çoğu kürt, çoğu türk
    çocuklardık..

    ankara'ya öyle yağardı ki kar
    ha sonra belki ahmet arif'in aklına gelmeyecek
    çünkü hiç kimse bir daha ankara'yı onun kadar sevmeyecek
    bir şiir işlenir
    kar altındadır varoşlar
    hasretim nazlıdır ankara
    ustam yine de sen bilirsin ama
    hangi aralıkta bir şair ölmüşse
    işte o en netameli aydır bence

    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar... 
    asfaltlar ışıldar... 
    yalanlar... 

    şimdi ve sonra
    ne zaman ankara'ya kar yağsa
    elim, gönlüm, çocukluğum, buz tutar...
    3 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük