ölüm

entry4191 galeri ses3
    2881.
  1. eskiden hikaye anlatıcıları varmış. köy köy, kasaba kasaba dolaşır yıllardır anlatılagelen hikayeleri anlatırlarmış. ama gel gör ki, leyla ile mecnun gibi büyük tarihi hikayelerin sonu hep mutsuz bittiğinden bu hikaye anlatıcılarının başına neler geldiğini pertev naili boratav şöyle anlatıyor:

    "bundan 200 sene kadar evvel, 1800'lü yıllarda sağ bulunan tüccari zamanında, hikayelerimizin birçoğu sevdalıların muratlarına kavuşamadan ölmeleri ile sona erermiş. bunlar aslı ile kerem ve divan edebiyatı'ndan leyla ile mecnun, ferhat ile şirin tipi hikayelermiş. birçok köylerde ve kasabalarda, yeniçeri ağalarından, köy kabadayılarından buna kızıp, hikayesinde aşıkları birbirine kavuşturmayan hikayecileri vuranlar ve dövenler olmuş. bunun üzerine kars ve ahalisi aşıkları toplanmışlar ve bütün hikayelerin sonunu, hasretleri birbirine kavuşturup muratlarına erdirecek şekilde değiştirmeye karar vermişler. bu tarihten itibaren sevdalıları birbirine kavuşturmayan veyahut ölümle nihayetlenen hikayelere pek rastlamıyoruz..."

    Böyle anlatmış. Güzel de anlatmış. Mesela bugün bizler kaç tür ölüm tanıyoruz? biri kahraman tabutları, diğeri gazetelerdeki 3. sayfa haberlerinde birbirini bıçaklayan zavallı insanlar. ve bu ölümler de çok tutuluyor. devlet, medya ve burjuva, her yeni nesle bu ölümlerden devşirip armağan ediyor. lisede, üniversitede beraber okuduğunuz, oturup çay içtiğiniz, aşklarınızı paylaştığınız insanlar sokaklarda basitçe öldürülüyor. onların mutsuz öldüğünü yazacak, söyleyecek, haykıracak tek bir şair, tek bir yazar, tek bir roman yok. Dolayısıyla kitlelerin bilinçaltında kahramanca mutlu ölmüş ölümler yatmaktadır. ölümlere peşkeş çekiliyor, ölüm çürütülüyor, üstüne kireç dökülüyor, sonra hepimiz bu ölümlere razı, bu ölümlerin etkisinde bozuk ruhlu insanlar olup çıkıyoruz. Çevremiz kahraman ve şehit ölümleriyle dolu. Onlara her zaman sonsuz saygımız var. Peki ama sokaklarda ölen direnişçilerin ölümleri, gecekonduda perişanlık içinde ölen insanların hayat hikayeleri neredeler? Kimler yazacak onları, kimler anlatacak? Onlar sadece öldü mü? nasıl öldüler? Neler çektiler? Ne yazık ki bunları bilmeden, yalnızca bilindik şeyleri bilerek yaşamaya devam ediyor insanoğlu. ve edecek de. amatör insanların da zamanında bir hayatları olduğunu anlayamadan ölecek, o diğer amatör insanlar gibi. Çünkü gerçek hayatta kahramanlar yoktur biz insanlarca. Dolayısıyla Bizim hikayelerimiz yazılmaz. Bizim hikayelerimiz bilinmez. Çünkü Her insan kendi hayatının kahramanıdır. Ya da anti-kahramanı. Seçim o insana kalmıştır.
    5 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük