klasik genel geçer tanımı ile din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılarak yürütülmesidir. laik ve seküler kavramı ise üzülerek söylemek gerekir ki türkiye' de birbirlerine karıştırılmaktadır. doğrusu şöyledir;
laik kavramı devlete seküler ise topluma ait bir kavramdır. laiklik bir politika sekülerlik ise bir toplum anlayışıdır. laik bir devlet politikasının amacı seküler bir toplum anlayışını meydana getirmektir.
tarihsel süreç içerisinde seküler bir toplum anlayışına sahip olmayan fransa'da laik devlet politikası katı bir şekilde uygulanmıştır ve günümüzde de uygulanmaya çalışılmaktadır. abd ve ingiltere' de ise toplumun yapısı zaten seküler olduğu için devlet laik bir politika izlemek durumunda kalmamıştır.
her bir medeniyet havzası kendi has bir şekilde olayları inceler ve politikalarını geliştirir. bu bağlamda türkiye' de uygulamaya geçirilen laik politika da kendine özgün bir takım nitelikler içerisinde barındırmaktadır. en önemli niteliği ise devletin laik olmasına rağmen diyanet işleri başkanlığı' nın da bizzat devlet politikaları tarafından işlerini düzenlemesidir. cumhuriyetin ilk yıllarında diyanet işleri başkanlığı türkiye' de türk alim (bkz: imam maturidi) nin dini görüşlerini topluma iletmeye çalışmıştır. kuran' ın tercüme edilmesi ve ezanın türkçeleştirilmesi politikaları bu zemin üzerinden okunduğunda ancak anlaşılabilir.
türkiye' de laiklik politikasının uygulamaya geçirilmesindeki en önemli neden ise yıllarca ümmet anlayışı içerisinde kalmış olan türk milletini millet/ ulus anlayışı haline çevirmektir. (bkz: yusuf akçura) nın islamiyet hakkındaki görüşleri bunu anlamada yardımcı olacaktır.